Makaleler

2015 “Bahar Eylemleri”: Metalde öfke patlaması, fiili grevlerden kent grevine doğru – Volkan Yaraşır

Renault’ta başlayan metal işçilerinin öfke patlaması, başta Bursa’daki stratejik fabrikaları sardı ve hızla Havza’ya yayılan bir direnişe ve fiili grevlere dönüştü.

Yeni ve sarsıcı bir deneyim yaşıyoruz. Proletarya açısından stratejik bir şehir ve stratejik işyerleri harekete geçmiş durumda. Sınıfın öfke patlaması bir kenti harekete geçirdiği gibi havzayı da mobilize etti.

Bu muazzam pratik, anafor etkisi yarattı. Süreç içinde büyük ve yıkıcı sonuçlar doğuracak, kendi özgünlüğünde/dar bir kent greviyle karşı karşıyayız. Dar vurgusunu negatif bir tanımlama için kullanmıyorum. Sadece eylemlerin ve fiili grev senkronlarının taşıdığı yıkıcı potansiyeli/ enerjiyi vurgulamak için bir alt çizme. Bugün işyeri esaslı gelişen fiili grev dalgası bir ihtimalin ne kadar gerçek olabileceğini gösterdi. Fiili grevlerin hızla sokağa yayılması, özellikle yan sanayiyi şiddetle etkilemesi ve diğer sektörleri harekete geçirmesiyle olağanüstü şeyler yaşanabilirdi.

İşte bu gerçekleştiğinde yıkıcı bir kent grevi pratiği doğacak.

Sınıfın nesnel ve öznel şekillenmesinde müthiş bir ivme katacak bu deneyim, yaşananlarla gerçekten olanaklı hale geldi.

Var olan bu potansiyellerin harekete geçmesi, metaldeki doğrudan eylem şeklinde biçimlenen fiili grevlerin yayılmasına, uzun solukluluğuna ve yaratacağı sarsıcı ve yıkıcı etkilere bağlı olduğu yaşanarak görüldü.

YENİ GREV STRATEJİLERİ

Fiili grevin uzun solukluğu Renault ve Tofaş’ın bulunduğu alandaki yan sanayinin harekete geçmesi demektir. Bugün bazı yan sanayideki işyerlerinin fiili grev dalgası içinde yer alması ve bir dizi destek eylemi yapması, yan sanayideki açığa çıkmamış potansiyeli gösteriyor.

Ana fabrikalarla birlikte, yan sanayinin farklı eylem ve direniş biçimleriyle mobilize olması tüm kenti, İstanbul ve İzmir yolundan tutuşturabilir, bir şehir işçi tulumlarına bürünebilirdi.

Renault ve Tofaş ve Bosch gibi fabrikalar ana fabrikalardır. Bursa’daki yan sanayi bu fabrikalara yüksek oranda entegredir. Yan sanayi, ana fabrikada yaşanacak üretimden şiddetle etkilenmekte ve doğacak her hangi bir aksaklıkta bloke olmaktadır. Merkez fabrikalardaki işçilerin ruh halinin yan sanayi de çalışan işçilerde de olduğu bilinen bir gerçektir. Ana fabrikaların (niteliğini bir tarafa bırakarak) sendikalı olması mobilizasyonu ve ortak hareket etme olanağı doğurabildiği gibi, uzun yıllardan beri sınıfı etkisiz ve edilgen bir yığına çevirebiliyor. Yan sanayinin çok büyük bir oranda örgütsüz olması en büyük handikaptır. Ama organize sanayi merkezlerinin birer işçi cehennemi olduğu unutulmamalıdır. Aynı zamanda, ağır çalışma koşulları, düşük ücret ve her an işten atılma riskinden dolayı, organize sanayi bölgeleri bir sınıfsal öfke denizidir. Özellikle 2008’den beri altını çizdiğim bu potansiyel, bugün Bursa’da ilk sarsıcı provasını gerçekleştirdi. Hatta havza grevlerinin ne kadar yakın bir olasılık olduğunu ortaya koydu.

Metal işçileri, gerçekleştirdikleri bu muazzam eylemler nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, artık işçi sınıfının gündeminde kent grevleri var.

Metal işçisi tarihsel anlamı olacak eylemler zincirini yarattı.

BÜYÜK BİR İNFİLAK GİBİ

Uzun yıllardan beri, Türk-Metal’de somutlanan korporatist, bürokratik, işbirlikçi sendikal yapının ve finans kapitalin en militan örgütü MESS’in kuşatılmışlığı içindeki metal işçisi bir nevi infilak etti.

İnfilak kentte metal sektöründeki birikmiş sınıfsal öfke ve kini açığa çıkardığı gibi, sektörü sarstı ve etkilerini havzadaki 6, 7 stratejik işyerlerinde gösterdi.

İşçi sınıfının en stratejik illerinden biri olan Bursa’da sınıfsal öfke patlamasının gerçekleşmesi tesadüfi değildir. Kentin proletarya açısından stratejik bir kent olması, işçi sınıfının tarihsel deneyim ve birikimlerinin zenginliği ve özellikle 2008 sonrası krizin yarattığı yıkıcı sonuçlar Bursa’yı fırtınanın merkezine dönüştürdü.

Metal eylemleriyle, on binler hareketi geçti. Finans kapitalin ve siyasi iktidarın işçi sınıfına stratejik saldırılarını yoğunlaştırdığı, grevlerin yasakladığı bir konjonktürde, fiili grev pratiği sınıfın yaratıcı gücün

ü ortaya koydu. Ve izlenmesi gereken yolu gösterdi: Fiili, militan ve kitlesel mücadele…

İşyerinden işyerine sıçrayan fiili grevler, yarattığı auroyla sınıfı kuşattı. Ona muktedir olma duygusu verdi. Ve özgüven kazandırdı. İşçiler sınıf kimliğinin onurunu yaşadı.

“ULUDAĞ’IN ETEĞİNDE BİR CEHENNEM KENTİ VAR”: BURSA

Bursa işçi sınıfı mücadele tarihinde önemli bir yere sahip. Türkiye kapitalizminin karakteri ve gelişim momentleri Bursa’dan okunabilir. Kentte metal ve özellikle otomotiv sektörü ciddi bir gelişim gösterdi. Renault şirketinin küresel düzeyde en önemli fabrikalarından biri Bursa’da kuruldu. Ayrıca Tofaş’ta kentin en stratejik fabrikalarından biri olarak öne çıktı. Bursa bunun yanında Metal sektöründeki bir dizi uluslararası markanın merkezidir. En dikkat çekenlerden biri Bosch’tur.

Kent, 70’li yıllarda özellikle metal işkolunda grev, direnişleriyle göz doldurdu. Bugün fiili grevlerin ve doğrudan eylemlerin merkezi olan işyerleri Renault, Tofaş ve Çoskunöz gibi fabrikalar geçmişte, DİSK’in taşıyıcı sendikal yapısı olan Maden-İş’e üyeydi ve 1977’deki meşhur MESS grevine de aktif katılan işyerleriydi.

Ve MESS gibi bir karşı devrimci örgütü çok iyi tanıyorlardı. Yani bu işyerlerinin kolektif hafızalarında grevler, direnişler var. Aradan yıllar ve nesiller geçse de sınıf kolektif hafızasından beslenir, sınıfa kolektif hafızası yol gösterir. Deneyim ve tecrübelerin nesilden nesile geçen etkileri vardır.

Koşullar bazen tarihi geri çağırır. Tarih bazen bugün olur. Bugün tarihi kapsar ve kendini üretir.

Böylesi bir tarihsel arka planın yanında, bu işyerleri ve Bosch, yakın tarihteki metal eylemlerinde de önderlik yapan, alternatif örgütlenme arayışlarına giren, daha sonra sönümlense de farklı taban örgütlenmeleri yaratan işyerleri olarak dikkat çekti.

1998’deki yine Türk Metal’a büyük reaksiyonla başlayan, sendika değiştirmeyi de hedefleyen metal dalgası bu işyerlerinden başladı.

Bursa, 2012’de Bosch direnişine de merkezlik yaptı. Bosch direnişi, sonuçlarıyla ve grup sözleşmesinin dışında imzaladığı sözleşmeyle bugünkü direnişlere örnek oluşturdu.

2015 başında, Birleşik Metal Sendikası’na bağlı işyerlerinde grev kararı alınması ve grevin ertelenmesine rağmen, daha sonra bu işyerlerinin imzaladığı sözleşmenin Türk Metal’in imzaladığı grup sözleşmesinden olumlu olması bu işyerlerinin arayışlarını hızlandırdı. Tepkilerini körükledi.

Uludağ’ın eteğindeki işçiler için cehennem olan bu kent, sonunda infilak etti.

Eylemleri kendiğilindenci bir karakterde gelişmesi, öfkenin şiddetini düşürmez. Ayrıca muazzam gücünü ve yarattığı tarihsel önemdeki gelişmeleri hafifletmez. Eylemlerin doğrudan eylem biçiminde ve fiili grev şeklinde gelişmesi ve senkronize bir karakter göstermesi yeni/ Çin çalışma rejimini bloke edici içerikte olması son derece önemlidir. Müthiş olanaklar sunmaktadır.

Hareketin kendi içinden çıkan, taban örgütlenmelerine dayanan, doğrudan eylem tarzında gelişen metal dalgası yol gösteriyor.

SINIFIN YIKICI ENERJİSİNİ TABAN ÖRGÜTLENMELERİ AÇIĞA ÇIKARIR

Bu dalga klasik sendikal yapıların işlevsizliğini çıplak bir biçimde gösterdi. Anti-bürokratik, anti-korporatif bir taban hareketi olarak gelişen metal dalgası, yeni ufuklar açıyor.

Taban örgütlenmelerin ve inisiyatifinin önemi, metal işçilerinin hareketiyle bir kez daha ortaya çıktı. Yeni bir emek odağının yaratılması artık işçi sınıfı için yaşamsal önem kazandı. Bu emek odağının önemli parçası fiili, meşru, militan örgütlenmelere ve doğrudan eylemlere dayanan ve doğrudan demokrasiyle hareket taban sendikacılığı hareketidir.*

Metal işçileri, işçi sınıfına öğretiyor.

Bir kent grevi pratiği olan metal direnişi, aynı zamanda havza grevlerinin olanaklarını ortaya koydu.

Türkiye’de Bursa gibi proletarya açısından stratejik bir il. Önümüzdeki dönemde dikkatle izlenmelidir. Buraları yeni infilak alanlarıdır. Dün Gaziantep tekstil işçileri ve Bursa Bosch işçileri direnişleri ve fiili grevleri, dipten gelen dalganın ilk belirtileriydi. Şimdi Bursa deneyimi dipten gelen dalganın yıkıcı gücünü gösterdi.

İşçi sınıfının taşıyıcı, lokomotif gücü olan metal işçileri tarihsel bir pratiğe imzalarını attı.

Dipten gelen dalga, sarsıcı birikimler ve deneyimler ortaya koydu.

“Ve Çelik Sertleşti!”

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu