Makaleler

“Alo Fatih”

Reklâm ve propaganda devlet kurumlarından, şirketlere çok çeşitli kurum kuruluşlar tarafından kullanılır. Kullanımlarındaki amaç yapılanın yani faaliyetin, geniş kitlede karşılık bulmasıdır.  Kitlenin ihtiyacına, arayışına “uygun” olarak oluşturulan bu iddialar, durulan zemine bağlı olarak bazen öyle bir hal alır ki, ironinin sınırları zorlanarak aşılmak isteniyormuş durumuna gelinir. Ülkemizde bu duruma birçok alanda örnek verilebilir. Devlet “yetkililerinin”, “demokratikleşme” iddiasının en çok ağızlardan düşürmediği dönemlerde, artan azgın saldırılar, hatta öyle ki katliamlar akla ilk gelenlerdendir.

“En kısa fıkra”

Doğru, dürüst, onurlu, tarafsız, cesur, halkın… gibi kelimeleri içerisinde barındıran ve kulağa olumluluk çağrıştıran bu kelimelerin birçoğu ise “basın” kuruluşların sloganlarının içerisinde olmazsa olmazları oluşturuyor.  Öyle ki bazıları bunları da aşarak dünyanın en kısa fıkrası dahi olmaya aday sloganlar üretiyor; “Gücü özgürlüğünde.”

Son süreçte ortaya çıkan ses kayıtlarıyla bir kez daha “basın” özgürlüğünü, “medya dünyası”nda tartışma konusu haline getirdi.  Bir yanda “talimatlarıyla” başbakan, öte yanda “emredersiniz” cevabıyla, gücünün özgürlüğünde olduğu iddiasındaki HaberTürk. “Alo Fatih” tartışması böyle başlarken, HaberTürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı’nın başbakanın “talimatlarına” uygun olarak, haber kaldırmaktan, gazetecileri işten çıkarmaya,  anketleri manipüle etmeye bir dizi “emredersiniz efendim”  pratikleri basına yansıyarak tartışmaları boyutlandırdı. Altaylı, “iddia”lara ilişkin verdiği röportajla, bir yandan reddederken öte yandan “Sanki bir ben yaptım” diyerek hem iddiaları kabul ediyor hem de bunun bütün “medya”nın gerçeği olduğu “itirafında” bulunuyor.

Bütün bu gerçekleşenler “nasıl yani” gibi bir şaşkınlık ifadesi ile dahi karşılanamıyor. Çünkü her geçen gün burjuva medyanın niteliğini ifade eden pratikler bir bir ortaya çıkıyor.

burjuva medya1“Alo Fatih”te yeni bir şey yok!

Literatürde burjuva medya devletin ideolojik aygıtı olarak yer alır. Bu tanım burjuva medyanın resmi ideoloji üzerinden inşa edildiğini ifade eder.  Egemen ideoloji üzerine inşa edilen medya veya en genel anlamda “Devletin İdeolojik Aygıtları” bir bütün olarak ideolojinin üretilmesi işlevi görür. Toplum nezdinde amaçlanan ise, egemen ideolojinin hegemonyasını kurmaktır.  Yani amaçlanan toplumu resmi ideoloji üzerinden veya ona göre şekillendirmektir. Meseleye böyle bakıldığında, burjuva medya nezdinde, taraf olmamak veya özgür olmak gibi iddialar en başından mahkûm edilebilir. Burada söz konusu “medya”nın doğrudan devlete ait olması veya olmaması belirleyici bir yerde durmamaktadır. Burada belirleyici olan üzerinden yükseldiği ideolojidir. Zaten “özel” olması durumu da, yani kar amaçlı kurulmuş ve birçok şirketler dizisinden oluşan söz konusu “medya” yapısı itibariyle de bahsini ettiğimiz sınırlar içerisinde kalmaya mahkûmdur.

Bu tanımla baktığımızda burjuva medyanın en genel anlamda yayın politikası, yalan, çarpıtma haberleri, omurgasızlığı pek te şaşırtıcı olmasa da “alo Fatih” örneği bunu aşan bir yerde durmaktadır.  Şirketler dizisi olan bu “medya” kuruluşları, ticari çıkarları vs. birçok nedenle belli kliklere yakın durabilmektedir. Bazıları Kemalist CHP’ye yakınken, öteki AKP’ye yakın olabilmektedir. Bu nitelik, burjuva medya olması gerçekliğinden daha ayrı bir yerde durmaktadır. Yaşanan “alo Fatih” örneği ise “medya” açısından şaşıracak ve ya yeni bir gerçekliği açığa çıkarması gibi bir nitelik taşımamakta. Yani ilginç olan aranacaksa, “alo Fatih” sözündeki “Fatih” ten çok telefonun diğer tarafına bakarak aramak olacaktır.

 

“Genel Yayın Yönetmeni” Başbakan

Burjuva medya, durduğu zemin itibariyle ideolojiyi besleyip, üretirken öte yandan somut olarak bu temelde sermayesini büyütmek için kurduğu ilişkiler bakımından belli hâkim sınıf kliklerine yakın durur. “Alo Fatih” ise bu yakın durmanın bir ifadesi iken öte yandan gösterdiği önemli bir diğer gerçek AKP hükümetinin ve özelde başbakanın sıkışmışlığıdır. Alt yazıya dahi anı anına sansür uygulayacak, haber kaldırtacak kadar “genel yayın yönetmeni” misyonunu üstlenmiş bir başbakanı, sıkışmışlığın ve korkunun ifadesinden başka türlü açıklamak mümkün değildir. Yaşananlar AKP hükümeti nezdinde, Gezi İsyanı’nın yarattığı etkiyle, açığa çıkan yolsuzlarla girdikleri çıkmazın sonucudur. “Alo Fatih”in gösterdiği tam olarak budur. Gelinen süreçte daha büyük bir çıkmaz içerisinde yer alan AKP hükümeti, her adımında yeni bir bataklığa saplanarak, çaresizlik içerisinde saldırılarını sürdürüyor.  Gelişmeler ise ne “alo Fatih”in ne saldırılarının AKP hükümetini kurtarmaya yetmeyeceğini gösteriyor

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu