Makaleler

(Çeviri) Brezilya’da Büyük Devrime ihtiyaç var!

 

 

1-Brezilya – Halkının Haklarını Savunma Devrimci Cephesi

 

Bütün dünyanın işçileri ve ezilenleri birleşin!

 

Brezilya’da Büyük Devrime ihtiyaç var!

 

Halkın yasası savaşmak, yenilmek, yeniden savaşmak, yeniden yenilmek, ta ki zafere kadar!

Başkan Mao Zedung

Kendiliğinden gelme spontane kitle hareketi, ülkenin tamamına yayıldı ve bu yaygın protestolar yüz binlerin katılımıyla büyük şehir merkezlerinden her tarafa ulaştı ve bu hareket eski yapıyı silkeledi ve paniklemesine neden odu. Bu protestolar ve isyan, devrimci durumun yeni bir aşamasının oluştuğuna şahitlik etti. Büyük fırtına yaklaşıyor.

Son damla, Sao Paoulo ve Rıo de Jenerio şehirlerinde otobüs ücretlerini barışçıl ve meşru bir şekilde protesto edenlere karşı acımasızca saldırmaları oldu. Ülke geneline yayılan protestoları artik eski politik demagojileri ve hükümetin propagandalarıyla da önüne set çekemediler. Televizyon, radyo ve gazeteler Başkan Dilma’nın popülaritesinin borazanlığını yapmasına rağmen ki kendisini orta sınıfı yaratan, herkese tam is sağlayan, büyük ekonomileri yutan küresel krize karşı ‘’istikrarlı ekonomi’yle ülkeyi kalkındıran bahisleri bile bu isyanın tsunamisinde yok oldu.

Emperyalist sistemin derin ve uzun suren genel krizi kitlelerin çok fazla acı çekmesine neden oldu, kitleleri işsizlikle vurdu, kazanılmış hakların kesilmesine yol açtı, onları sokağa itti ve umutsuzca yasam mücadelesi vermelerine neden oldu. Bütün bu baskılar bağımlı kapitalist ülkeler tarafından en acımasızca uygulandı.

Ülkemizdeki çelişkilerin ve zayıf ekonominin sonucu, emperyalizmin egemenliği ve yağmasıyla oluşan bu yapı, sözüm ona sol partilerin (İşçi Partisi, Brezilya Sosyalist Parti, Brezilya Komünist Partisi) solcu demagojik söylevleri ve hileli secimler sonucu boğulan kitlelerin çığlıkları bu isyanla birlikte açığa çıkmış oldu. Ne oldu? Bu kopuş, sihirli doğruların nasıl da binlerce kez söylenmiş yalan olduğunu açığa çıkardı ve bundan sonra bunlar sosyal olarak uyuşturulmanın aracı olmaktan çıktı.

 

Öfkenin çığlığı havada yankılandı!

Gençlikten başlayarak ki onlar bütün bu beyin yıkamadan daha az etkilenmiş olan gruptur. Nefret edilesi polise karşı başlayan bu gençlik ayaklanması resmi iddiaların topraktan duvarlarını yıktı, bu halk ayaklanması, sömürünün, eşitsizliğin ve zenginlerin politik olarak üstünlüğünün, yetkilerini kötüye kullanan otoritelerin, rüşvetin, sucun ve güvensizliğin yaygınlaştırılmasının devam ettirilmesi, güvencesiz halk sağlığı, eğitim ve ulaşımın, sermaye ve yabancı şirket sahiplerine koru körüne itaat edenlerin, gecekondulardaki yoksulların, köylülerin katliamlarının ve yerli halkın mücadelesinin bastırılması sonucu patlak vermiştir.

 

Eski rejime ve onun yöneticilerine, halkı kandıranlara karşı!

İnsanların günlük yasamda uğradığı sömürü, istismar ve polis şiddeti ve memnuniyetsizlik halk ayaklanmasına neden oldu. Düşük ücretler ve adaletsizlik, işçilerin sırtına yüklenen ağır vergiler, ulusal bütçenin sağlık, eğitim ve ulaşım yerine bankaların ve zenginlerin çıkarlarına göre organize edilmesi bardağı taşırdı. Aşırı harcamalar ve yolsuzluk, mafya ve müteahhitlere verilen yüksek karlı ihaleler, secim harcamaları, bütçenin uluslararası tekellere ve bankalara peşkeş çekilmesi sonucu yaklaşık olarak 3 trilyon dolarlık kamu borcu yaratmıştır. Bu öfke ve isyan, Brezilya halkıyla alay eden, bozuk, alaycı, yalancı hainlere ve sömürücü eski devlet yapısına, onun çürümüş ve ahlaksız kurumlarına ve yöneticilerine karşı patlamıştır.

 

Sömürü ve baskı sitemi

İçinde yasadığımız bu sistem eski sömürü sınıflarının ve onların yüzyıllardır baskı yapan, insanları fakirlik içinde yaşatan ve ülkemizin kaynaklarını yabancı güçlere peşkeş çeken devletleridir. Sistem zengine, adaletsizliğe, yalana ve fakirlerin soykırımına on ayak olmaktadır. Bunun en büyük kanıtı federal devlet içinde PT nin ulaşması, ‘radikal işçi savunucuları’ ki onlar yeni cellatlardır. Emperyalist dünya sistemini Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde, Brezilya gibi ülkelerde ki bu ülkeler yabancı güçlerin ve tekelci şirketlerin tüm çıkarlarına hizmet etmektedir, üstünlüğünü baskısını sürdürmek için ne denilse yapmaktadır. Büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının diktatörlüğü seklinde yapılandırılan Brezilya devleti halkımıza ve vatanımıza teslimiyeti dayatmıştır.

brezilya halki ayaklandi13715486940 h1039936Fakat bu eski yönetici sınıflar, emperyalizm emrindedir, her şekilde ve yolda daima baskı yapmaya çalışır, faşist rejimler (Getulio Vargas Yeni Devleti, Eurico Gaspar Dutra Rejimi, 64 Askeri Rejimi vb) ve demo-liberal rejimler arasında sallanmaktadır. (JK/Juscelino Kubitschek; Joao Goulart; Jose Sarney; Fernando Collor; FHC/Fernando Henrique Cardoso; Lula /Dilma Roussef vb) Son yıllarda, onlar ‘demokrasi’ yada ‘demokratik devlet ‘ denen hükümet sistemleriyle halkı kandırmaya ihtiyaç duyarlar. Secim surecinin sahte ve bozuk olmasına rağmen, bürokratik kurumlara yasama ve yargı gibi ‘onurlu’ isimler verilir.

Aslında, bu devlet insanlara sömürü sitemini kabul ettirmek için yapılan bir makinedir, halkın kendi temsilcilerini kendisinin seçtiği yanılsamasını yaratır. Öyle bir makine ki tehditle ve soygunla vergi toplayarak bankerlerin ve yerel ve uluslararası bankaların kasasını doldurmakta, ülkenin doğal kaynaklarını yabancı güçlere peşkeş çekmekte ve haklarını savunan ve rüşvetle savaşan ve emperyal güçlere teslim olmayan halka baskı uygulamaktadır.

Biz su anda ülke demokrasisinin güçlendiği propagandası ve tam bir ‘demokratik devlet’ olduğu yanılsamasının altında yaşıyoruz. Tek problem halkın rüşvetçi politikacıları seçmesi söylemidir. İnsanları yolsuzluk ve devletin el altından yaptığı hileli islerle suçlamak tam bir yalandır. Siyasi-seçim aldatmaca sisteminin popüler reddi karşısında, sistemin savunucuları ihtiyaç olanın yolsuzluğu önlemenin ve bunu kökten çözmek için acil bir siyasi reform gerektiğini söylüyorlar. Fakat son 20 yıldır yapılan bütün seçimlerde ki secime gitmek zorunludur, on milyonlarca seçmen, bu seçime katılanların üçte birine dek gelmekte, bunlar seçimleri boykot etmekte sandıklara gitmemekte yada bos oy kullanmaktalar.

Aslında gerçek durum halkın daha fazla şiddet ve yalanla karşı karşıya olmasıdır. Bizler aslında bugünlerde neler gördük? En temel hakları savunmak için yapılan gösterilere, bu artan otobüs ücretleri gibi herhangi bir gösteri, acımasızca bastırıldı. Polis aygıtına, cop, göz yaşartıcı gaz, biber gazı ve plastik mermiler kullanmanın yanı sıra – öldürmek için ateş etme emri verildi. Polis, şehir ve kırsal alanda bu kadar çok yoksul insan öldürmemişti. Yoksul gençlerin öldürülmesi bir rutin haline gelmiştir. Bu insanların öfkelerini daha fazla yükseltiyor ve halkın tüm bu öfkesi ülke genelinde patlıyor.

 

Lümpen, çürümüş, gerici politik partilere hakli tepkimizi haykıralım!

Bu nedenle, bir partiye ya da diğerine, ya da bir aday ya da başka bir aday için oy vermek, seçimlere katılmak, içinde yaşadığımız bu sistemin çürüklüğüne bizim onay vermemiz anlamına gelir. Bu anlamıyla, secimler, bu eski devlet ve sömürü, zulüm, yoksulluk, şiddet ve yolsuzluk yaratan bu burjuva sistemini meşrulaştırmaktan öteye geçmez. Secimler bu durumu meşrulaştırır. Bu burjuva – bürokratik demokrasisi, bozuk, ikiyüzlü ve yozdur. Milyonerler, seçimlerin halkın geleceklerini belirlemelerin gücü olduğu propagandalarını yapmakta – bu tam bir alay ve aldatmacadır! Halkın seçimlere zorlanmasının gerçek nedeni, hakları hangi kesimler tarafından yontulmasının seçilmesinden başka bir şey değildir.

Son yıllarda seçilen ve kendilerini merkez, ‘sağ’ ya da ‘sol’ partiler olarak tanımlayanlar (PDS, PMDB, PFL, PSDB, PT / PSB / PDT / PCdoB) aynı kumaştan kesilmişlerdir. Tüm bu farklı parti kısaltmaları, milyarderin eski “burjuva demokrasisi” ve parlamentosunun halkı gutme aracı olarak kullanmaktadırlar. Sermaye sisteminin hizmeti için ayni program etrafında birlesen tüm bu kesimler kendi aralarında kamu hazinesinden nasıl cömertçe yararlanacağının tartışmasını yapmaktalar. Onlar, her biri kendine göre özgün yöntemleriyle, emperyalizme, büyük burjuvazi ve toprak ağalarının çıkarlarına hizmet için vardır. Yalnızca halkı kandırmak için yeni yüzler ve yöntemlerinden başka bütün bu partilerle ülkede hiçbir şey değişmedi. Ama halk için, sadece kırıntı ve bildirilerden başka bir şey kalmadı.

Kavga yeni başlamadı:

Son saldırılardan önce bile halk asla mücadeleye ara vermedi.


Hükümetin resmi propagandası ve burjuva basın sürekli ülkede her şey çok güzel gittiğinden bahsediyordu. Ekonomi rayına girmiş, işsizlik sıfırlanmış, yoksulluk nerdeyse ortadan kalkmış ve yakında nüfusun çoğunluğu orta sınıf da yerini alacaktı. Fakat bütün bu pembe tablonun altında ülkenin ve haklin acı gerçeği vardı. Gerçekler inatçıdır. Yiyecek, ilaç ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları sürekli artmaya devam etti. Enflasyon haklin ekonomisini aşındırmaya devam etti ve fahiş faiz oranları dünya rekorları kırmaya devam etti. İşsizlik basta gençleri olmak üzere milyonları depresyona sokmaya deva metti. Ve sözde toprak reformu bir kez daha hükümetin kirli oyunu olarak kırsal kesimdeki hakli kandırdı. Den humması gibi daha kısa sure öncesine kadar görülmeyen hastalıklar tekrar ortaya çıkmaya, yaygın şekilde görülmeye ve çocukları ve yetişkinleri ölümüne sebep olmaya başladı, sağlık çalışanlarının, memurların ve isçilerin maaşlarında olduğu gibi eğitim sisteminde de öğretmenlerin maaşı erimeye devam etti. Kolay krediler baksa bir illüzyon olarak hakli kandırmaya onları derin borç bataklarına çekmeye devam etti. Bu sayede ihracat malları üreten, yabancı güçlere tamamen bağımlı ve ithal kapitale ve teknolojiye dayalı kırılgan bir ekonominin kırgınlığı saklandı.

Bütün bunlara karşı sistematik ve organize suçlu görme ve baskı altında tutup, gözaltına alma ve zaman zaman katletme merkezli bir kampanyaya maruz kalan ve kendi sarı sendikaları tarafından yalnız bırakılan isçiler, memurlar, öğretmenler, öğrenciler ve köylüler bir an olsun mücadeleyi durdurmadı, grevler ve toprak işgalleri bütün ülkeyi sardı.

Bütün ülke askeri rejimin bir hapishanesi ve işkence merkezine çevrildi. Bütün ülkede öğrenciler hükümetin eğitim sistemi planlarına (REUNI/PROUNI) son verilmesi ve okullarda ve üniversitelerde parasız eğitim talebiyle greve ve işgal eylemlerine başladı. İsçiler, öğretmenler ve memurlar daha iyi ücret ve çalışma koşulları talebiyle grev örgütlediler. Jirauanto, San Antonio ve Belo Monte gibi hidroelektrik santrallerde ve Suape Limaninda isçiler maruz kaldıkları kölece çalışma koşullarını teshir etmek için ayaklandı ve evleri ateşe verdi.

Toprak reform adi altında hükümet köylüleri daha fazla ezmenin ve toprak ağalarını desteklemenin dışında bir şey yapmadı. Köylüler organize kamulaştırma eylemleriyle toprakları işgal ediyor ve kendi özgürlüklerini ilan ediyorlar.

Ve simdi şehirlerde ayağa kalkan kitleler özellikle militan gençliğin kavgasıyla artik polis tarafından bastırılamayacak noktaya geldi. Ve simdi düşmanın tekelinde olan medya halka karşı organize bir psikolojik bir savaş başlatmış durumda. Gerçekleri ve mesajları manipüle ederek sadece kendilerinin korkudan titredikleri gerçeğini açığa çıkarmaya yardımcı oluyorlar.

 

150620131243500417176 3Bu rezil hükümet Vandallığa devam ediyor.

Sokak gösterileri kitlesellikle ve militanca devam ediyor. Kıvılcımı ateşleyen ilk gösterileri daha önceki halka hareketlerine yapmaya çalıştıkları şekilde kriminalize ederek saldıran medya ve otoriteler simdi mücadeleye ara vermeyen kitleler ve gençlik tarafından köşeye sıkıştırılmış durumda simdi demokrasi ve özgürlük şampiyonu havasında radikaller Vandalların sadece küçük bir kimsini oluşturuyor diyerek iki yüzlülükle kitleleri ikna etmeye çalışıyorlar. Göstericilerin korkutmaya ve sindirmeye ve kamuoyunu TV ile manipüle etme ye ve eylemleri barışçıl bir yöne sokmaya çalışıyorlar.

Evet, halk düşmanlarına saldırıyor… Yolsuzluk ahiri olan hükümet kurumlarına, haklin ve ülkenin kanını emen bankalara. Ortaya çıkan yağmacı ve fırsatçılar maalesef bu yıkamaya çalıştığımız anti sosyal sitemin yarattığı acı gerçeklerdir. Vandalizm’in hastane kuyruklarında insanları öldüren açlığa mahkum eden, ülkenin zenginliklerini yağmalayan, çocuklara okulda öğle yemeği dahi vermeyen, ülkenin onurunu emperyalistlere ve FIFA gibi spor mafyalarına satanların criminal aktivitelerinden çok farklı değildir.

 

Yeniyi inşa etmek için eskiyi yıkmak zorundayız.

Bu kavga köylülerin, isçilerin, öğrencilerin, aydınların, azınlıkların, küçük üreticilerin kavgasıdır. Biz milyonlarız ve çoğunluğuz. Halka karşı her turlu sucu isleyen PT/PSB/PMDB/PDT/ PCdoB tarafından temsil edilen çürümüş devlete karşı kavga veriyoruz. Bu yıkılması gereken faşist bir devlettir. Ve sadece Büyük Demokratik devrim bunu yıkıp yerine yenisini, işçi koylu ittifakına dayalı ve tüm sömürülen ve ezilen kesimleri içine alan yeni demokratik cephenin devletini inşa edebilir.

Halkın demokrasi mücadelesi su talepleri on plana çıkarmalıdır;

  • Yaşamsal ihtiyaçları karşılayacak şekilde maslar arttırılmalıdır.
  • Emeklilik hakki
  • Ücretsiz ulaşım
  • Eğitim ve sağlık hizmetinden faydalanma hakki
  • Kürtaj hakki ve kadına şiddete son
  • Askeri rejimin işkence yapan, öldüren ve gözaltında kaybeden yetkililerinin gerekli cezayı alması.
  • PAC ve ülke çapında tarımsal isletmelerde köle gibi çalışma koşullarına son verilmesi.
  • Azınlıkların tanınması ve yasam yerlerine konulan sınırların ortadan kaldırılması.
  • Toprakların üzerinde çalışanlara verilmesi
  • Yeraltını utsunu yağmalayan maden şirketlerine bu iznin verilmemesi.
  • Halkın kaynaklarının bankalara ve uluslararası şirketlere peşkeş çekilmemesi.

 

Bunlarla birlik de asil hedefimizin iktidar olduğu gerçeğinin altını çizmeliyiz.

 

3- Kitleleri devrim için örgütlemek

Demokrasi sorunu ancak gerçek bir demokratik cumhuriyetin kurulmasıyla çözülebilir ki demokratik cumhuriyet henüz brezilyada kurulmuş değildir.  Mevcut yönetimin ve onların emperyalist ustalarının gerçek demokrasinin kendi alanlarını ve operasyonlarının yok olma korkusunu yaşıyorlar. Fakat sınıf çelişkisinin ve halkın demokrasiye olan özleminin büyümesi ile bu karikatürü halkı ve ülkeyi ve kirli seçimlerle empoze edip oportünist partileri meşrulaştırmaya sürüklüyor. Ve her zaman kitle ayaklanmalarında onların tek elleriyle baskı kurup diğer elleriyle ise tırnak içinde bla-bla-bla “diyalogu”, “müzakereler”, “barış” sözcükleri, sömürülenlerin ve ezilenlerin yanında “şiddeti” ve “Vandalizm’i” kınama politikalarının yoğunlaşması. Bu gidişatın tam anlamıyla değişmesi ancak halkın düşmanları yıkarak iktidarı almasından geçer.
Brezilyadaki sorunlar yapısal ve sürekli olmasından, çözümleri ancak radikal ve derin değişikliklerden geçer ki bu sadece kitlelerin cesur ve kalıcı bir devrim programı etrafında seferberliği ile gerçekleşir. Büyük demokratik sosyalist devrimin getirileri sömürünün, yoksulluğun, adaletsizliğin ve isçi sınıfına uygulanan baskının yok olmasıdır. Bu gerici sömürü ve baskı makinesinin bir an önce yıkılması ve emperyalist talanın durması için harekete geç.

brezilya-eylemci-polis-karşı-tarafa-geçtiBu gerici düzeni parça parça yıkacak olan kitlelerdir. Yeni devrimci güç üretmek ve yaratmak için bizler kitlelerin büyük protestoları içerisinde yüz binlerce insanı seferber ederek, örgütlenmeyi sağlamak, yavaş yavaş yoksul kitlerle birleştirmek, işyerlerine, mahallelere ve okullara/üniversitelere yaymak, yoksul köylüleri ve alanın asıl üreticilerini kurtarmak için, adalet için, toprak sahipliğini parça parça yıkmak tarım devrimi için inatla mücadeleyi yükseltmek asli görevimizdir.

Büyük demokratik devrim ülkemizde ancak uzun bir süreci çerisinde kazanılacaktır. Çünkü düşmanımız kolluk kuvvetleriyle, burjuva partileri ve medyasıyla ve emperyalistlerin özelliklede ABD emperyalizmin desteğiyle hala çok güçlüdür.

Kitleler düşmanı tek bir vuruşla veya bir kaç ayda ve geceden gündüze yenemezler. Düşmanı yenmek uzun bir mücadele içerisinde devrimin araçlarını yaratarak ve halk iktidarının tohumlarını atarak yani proletaryanın devrimci partisi, gerilla ordusu ve devrimci birleşik cephe ile düşmanı yenecektir.

 

Yer altı örgütler, devrimci örgütler burjuva parlamentosunda kendilerine koltuk ayırma savaşına girip halktan oy istek olmaz, sınıf mücadelesinin ateşini Marksizm Leninizm ve Maozimin bilimsel ışığında sınıf ideolojisine uygulamakla hükümlüdürler.

 

Halkın gerilla ordusu düşman güçleri devirmenin ve yeni demokrasi inşasının ancak halk savaşı kurmaktan geçer. Halk savaşını destekleme için ayni program dönüşümler siyasi ekonomik sosyal ve kültürel halkların devrimci sınıfları birleştirmeye ve devrimci birleşik cepheyle düşmanı çevreleyerek devirir.

 

Kahrolsun faşist devlet ve yöneticileri ve emperyalizmin uşakları
Yaşasın yeni demokratik devrim

Yaşasın halkın devrimci mücadelesi


Halkı savunmak için devrim cephesi – Brezilya

 

Haziran 2013

 

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu