GüncelMakaleler

DENGE AZADÎ | Gergerlioğlu ve HDP’yi Kapatma Davası

Gergerlioğlu, parlamentoya girmeden önce Mazlum-Der başkanıydı. Muhafazakar kanattan gelen birinin iktidarın İslamcılık adı altında yalan, entrika ve suçlarını ortaya dökmesi egemenleri çileden çıkartmıştır.

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşım nedeniyle verilen cezanın ardından kararın TBMM’de okunmasıyla milletvekilliği düşürüldü.

Hemen ardından da HDP hakkında kapatılması yönünde bir iddianame hazırlandı. 687 HDP yöneticisi, aktif çalışanı hakkında 5 yıl siyaset yasağı isteniyor.

İHD Eş Başkanı avukat Öztürk Türkdoğan ve insan hakları savunucuları gözaltına alındılar. Baskı, hukuksuzluk, işsizlik, yoksulluk her geçen gün artıyor.

AKP-MHP faşist iktidarı, artık yönetemiyor. En önemlisi de ekonomik olarak zor durumdalar. Ülke ekonomik olarak adeta iflas durumunda. Dış borcu 435 milyar dolar. Diğer taraftan hazine eksi değerlerde. 128 milyar dolarla “damat” hala kayıp(!) Merkez Bankası, 2021 yılı içerisinde ödemesi gereken 189 milyar dolar borcu olduğunu açıkladı.

Bu yıl ödenmesi gereken yaklaşık 189 milyar dış borcun çevrilme ihtiyacının yanında 15 milyar dolarlık cari açığın finansmanı için dış kaynak ihtiyacı da var. Bu da eklendiğinde gereken dış kaynak, 205 milyar dolara çıkıyor.

İktidar sahiplerinin her kuyumcudan 500 gram altını neden istediği şimdi daha iyi anlaşılıyor!

HDP Milletvekili Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi kararı ve ardından Meclis’te gözaltına alınması akıllara Orhan Doğan’ı getirdi. 1994’te DEP milletvekillerinin, milletvekillikleri düşürülmüş ve hapse atılmışlardı. Meclis kapısında sivil polis tarafından ensesine bastırılarak, Murat 131 marka araca zorla bindirilen Orhan Doğan yargılandı ve 10 yılı aşkın bir süre hapis yattı.

Gergerlioğlu’nun mecliste direnişe başlaması ve ardından yaşananlar, herkesin aklına 30 yıla yakın bir süredir hafızalardan silinmeyen bu görüntüleri getirdi. AKP-MHP faşist iktidarı ise bu görüntülere yenilerini ekledi.

HDP binalarına, HDP yöneticilerinin işyerlerine, devrimci ve komünistlerin ev ve kurumlarına kapıları kırarak, duvarları delerek giren polis, bu kez Meclis’e baskın yaparak Gergerlioğlu’nu gözaltına aldı. Sabah saatlerinde uyuduğu odadan lavaboya gittiği sırada baskın yapan yüzlerce sivil polis tarafından gözaltına alındı.

Kıyafetlerini dahi giymesine izin verilmeden, üzerinde pijaması ve ayağında terlikle zorbalıkla karakola götürüldü. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Adalet Nöbeti”nin 5. gününde Meclisi terk etmemesi ve genel kuruldan çıktıkları sırada “Biji Serok Apo” sloganı attığı gibi uydurma bir iddiayla gözaltına alınan Gergerlioğlu, polis karakolunda ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

İki gün sonra da Gergerlioğlu’na sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle verilen cezanın infazı için “teslim ol” çağrısı yapıldı.

AKP-MHP faşist iktidarının HDP Milletvekili Gergerlioğlu’nu bu denli hedef almasının nedeni elbette sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım değildir. Onun iktidar tarafından cezalandırılması emrinin verilmesinin nedenleri arasında polisin son dönemdeki insan kaçırmaları, alıkoymaları ve işkencelerle ilgili yaptığı çalışmalardır.

Hapishanelerdeki hak ihlalleri ve hasta tutsaklarla ilgili gerçekleri dillendirmesidir.

Özellikle de son dönemlerde çok tartışılan ve iktidar temsilcilerine de kadın düşmanlığında zirve yaptıran çıplak aramaları dillendirmesidir. İşin bir diğer yanı da Gergerlioğlu’nun “kendi mahalleleri”nden biri olması ve bu kesim üzerinde yarattığı etkidir.

Gergerlioğlu, parlamentoya girmeden önce Mazlum-Der başkanıydı. Muhafazakar kanattan gelen birinin iktidarın İslamcılık adı altında yalan, entrika ve suçlarını ortaya dökmesi egemenleri çileden çıkartmıştır. Gergerlioğlu’na yapılanlarla aslında topluma korku salınmak istenmektedir.

HDP’nin kapatılması hamlesi çaresizliğin ürünüdür!

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasa Mahkemesi’nde dava açarak HDP’nin yasaklanmasını istedi. Gergerlioğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılmasının hemen ardından bu davanın açılması için başvuru yapılması dikkat çekicidir.

Faşist Türk devleti, yönetememe krizine girdiği her dönemde Kürt halkının kurumlarını yasaklama/kapatma yolunu seçmiştir. Tarih buna çok kez tanıklık etmiştir.

1990’da Halkın Emek Partisi (HEP) ile başlayan Kürt siyasetinde, 2009 yılına kadar 7 parti mahkeme kararıyla kapatılmıştır. Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kapatılmasından 12 yıl sonra bu kez de HDP kapatılmayla karşı karşıyadır.

1993 yılında HEP’in kapanması üzerine HEP’li milletvekilleri DEP’e geçmiştir. 3 Mart 1994’te DEP’li milletvekillerinin dokunulmazlığı kaldırılmış ve 17 Mart 1994’te tutuklanarak hapishaneye konulmuşlardır. Demokrasi Partisi, 16 Haziran 1994 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmış; DEP milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Mahmut Alınak, Selim Sadak, Sırrı Sakık, Orhan Doğan, Zübeyr Aydar ve Ahmet Türk meclisten zorla çıkartılarak tutuklanmışlardır.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Kobani soruşturması kapsamında Pervin Buldan’ın da aralarında bulunduğu HDP’li 9 milletvekili hakkında fezleke hazırlayıp Adalet Bakanlığı’na göndermiştir. Dokunulmazlıkların kaldırılması halinde adı geçen vekiller için adli süreç başlayacaktır.

Bugün açısından TBMM’ye gönderilmiş olan 33 fezlekeden 28’i, HDP’li milletvekilleri hakkındadır.

AKP ve MHP ittifakı, iktidarda kalmak, saltanatını sürdürmek için her yolu mubah görmektedir. Kürt halkına ve temsilcilerine saldırarak muhalefeti de bölmek istiyorlar. Baskı, saldırı, tutuklama vb. yeterli görülmemiş olacak ki şimdi de HDP’yi kapatmak için atağa kalktılar.

Kayyum atamaları, yönetici ve vekillerin rehin alınması yetmedi; kapatma davası ve 687 HDP’liye 5 yıl süreyle siyaset yasağı istemiyle dava açıldı. Zaten D. Bahçeli de “Bir daha açılmamak üzere kapatılmalıdır” diye buyurmuştu!

HDP’yi kapatma davası bir tasfiye planının parçasıdır. TC faşizminin Kürt halkını “Çöktürme Planı”nın devamıdır. Kaybettikleri büyükşehir belediyelerinin intikamıdır. HDP kapatıldığı durumda, Kürt siyasi hareketi partisiz, örgütsüz kalacak; HDP ve Kürt oylarının değişik partilere dağılacağının beklentisi içerisindeler.

İktidar medyasında bol bol “HDP seçmeninin nereye kayacağı” konulu skeçler sergilenmektedir. Seçimde uygulayacakları çeşitli hileler, mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılması vb. yöntemler bir kenarda beklerken kimi illerin sınırlarının değiştirilmesi vb. girişimlerle de şimdiden seçimlere yatırım yapılmaktadır.

Burada üzerinde durulması gereken başka bir sorun da; fezlekeler sorununda “muhalefet”in takındığı tavırdır. CHP Genel Başkanı K. Kılıçdaroğlu, Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin “Gelişmeler ülkede demokrasi olmadığını bir kez daha göstermiştir” dedi.

Yine CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç “HDP Kocaeli milletvekili Gergerlioğlu’nun milletvekiliğinin düşürülmesi hukuksuzdur. Biz bu oyunu daha önce de gördük” sözlerini sarf etti. CHP’nin daha önce milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasıyla ilgili yasa Meclis’e geldiğinde “evet” dediği unutulmamalıdır.

Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın ve daha birçok HDP’linin hapiste olmasının nedeni CHP’nin evet oyudur. Ve yine belirtmek gerekir ki; AKP-MHP faşist iktidarının saldırılarına alan açan bizzat CHP’nin tavrıdır.

İşçi sınıfı, emekçiler ve Türkiye halkı; bu baskı rejimine, açlığa, işsizliğe karşı birleşik mücadeleyi örmelidir.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu