Makaleler

Esnek Piyasa +Sınıf Köleleşmesi: Kar Sömürü Garantisi

Türkiye işçi sınıfı ve emekçi halkının içinde bulunduğu şartlar koşullar biraz daha daralıyor ve baskı altına alınıyor. Sermaye ve emek arasındaki uçurum büyüdükçe bu daralma ve baskılamanın dozu artmaktadır. Emperyalist küreselleşmenin gelişmesi ve bunun doğurduğu ihtiyaçlar (ekonomik ve siyasi) Türkiye gibi yarı-sömürge, emperyalizm fason üreticisi durumuna gelmiş ülkelerde sömürürün katlanması, hak gasplarının ve baskının boyutlanmasından başka sonuçlar üretmemektedir.

Geçtiğimiz günlere 10 yıl aradan sonra, Bilkent Otel’de yapılan “Çalışma Meclisi” toplantıların da konuşulanlar bu manada önemli işaretlerini verdi. Taşeron sistemini yaygınlaşmasının istenmesi, esnek çalışmanın geliştirilmesi “kadın istihdamının artırma” adı altında kadını iş sürecinden soğutup, ev içi yaşama daha fazla bağlanmasını içeren düzenlemeleri yasalaştıracak bir paketin hazırlanması , “işçi memur ayrımını kaldıralım ‘çalışanlar’ başlığında buluşalım” önerileri bunlardan birkaçıdır.

Çalışma Meclisi toplantılarına hükümet ve sermaye çevresinin yanısıra TÜRK- İŞ, DİSK gibi sendikaların temsilcileri de katıldı. “Çalışma Meclisi” denen platformun işçi sınıfı ve tüm emekçilerin mücadelesinde ki yeri nedir, ne için vardır, bu meclis ne yapar? Neden 10 yıl aradan sonra şimdi toplanmıştır? gibi sorular akıllara takılıyor. Bunların cevabını sermayenin mevcut saldırılar için meşru bir zemin yaratma arayışı içinde olması ile vermek mümkündür. AKP 10 yıldır çalışma rejimine ilişkin çok ciddi değişiklikler yapmış, bunlar da çalışma meclisini toplama gereği duymamıştır. Ki; iş yasası gibi önemli bir kanunda bu süre içinde çıkarılmıştır. Şimdi “taşeronların sorunları var” denilerek çalışma meclisi toplantısı yapılıyor. Haliyle bizim de aklımıza Seka, Tüpraş, Tekel, Telekom işçilerin direnişi ve AKP’nin tutumu geliyor.

Yapılmak istenilenlerin neler olduğuna ve bunların muhtemel sonuçlarının nasıl gelişip, ne tür etkiler yapacağına baktığımızda kanunun esasında farklı hesapların olduğunu görmek çok güç değildir. Zira bu zaman kadar yapılanların işçi emekçi lehine olmadığı pratik sonuçlarıyla da görülmüştür. İş gücü piyasasının esnekleştirilmesi, haklar noktasında yasak güvencelerin sermeye için daha makbul hale getirilmesi, esnek ve taşeron çalışma modelleriyle ana çalışma üzerinde yükün azaltılmaya, bunun sermaye birikim rejiminin temeli haline getirilmeye çalışarak hayata geçirilmek istenmesi bunları anlatmaktadır.

Yapılmak istenenler emperyalist sermayenin dayatmalarıdır

Genel olarak enternasyonal proletarya ve özel olarak Türkiye proletaryası ve emekçi halkı emperyalizmin yeni bir saldırı dalgası ile karşı karşıyadır. Emperyalizm, içinde olduğu ekonomik ve siyasi krizden çıkış stratejisini buradan şekillenmektedir. Kâr oranlarındaki düşme eğilimine karşı azami karı hedefleyen stratejik düzenlemelere gidilirken aynı zamanda işçi sınıfı ve emekçilerin örgütlülüklerini parçalayan karşı devrimci hamleler de devreye sokulmaktadır. Türkiye’deki emek yasasının daha da esnekleştirilmesi güvencesiz , ucuz ve maliyeti düşük iş gücü deposu olarak işlevselleştirilmek

istenmesi, sermaye birikim rejimin komprador sermaye ve emperyalist mali sermayenin daha rahat hareket edebileceği biçimlere kavuşturulması ihtiyacı buradan gündeme gelmektedir. AKP parça parça gündeme getirdiği saldırıları şimdi bir pakette halletmeye çalışıyor. 10 yıl aradan sonra çalışma meclisinin toplanmasının bunlar için ortamın koşulların daha da olgunlaştırılmasından öte bir anlamı olmayacağı açıktır.

Türkiye’deki emek piyasasının katı olduğu (R. T. Erdoğan’ın ifadesi) ileri sürülerek esnekleştirilmesi için yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğu ifade edilmektedir. Çalışma meclisinin baş gündem maddesi de budur. Ancak eldeki verilere bakınca bunun gerçekleri yansıtmadığını görüyoruz. DİSK’in rakamlarına göre; Türkiye’de toplu sözleşmeden yararlananların oranı % 5, Almanya’da ise % 65, İsveç’te % 90, Fransa’da % 93’tür. Ülkemizde kayıt dışı çalışan % 45 iken, batıda bu oran sadece % 5’tir. Haftalık çalışma saati bizde 55, Avrupa da ise 38 saattir. İş güvencesi Türkiye’de 30 ve daha fazla işçi çalıştıranlar işyerleri için geçerli olurken bu sayı AB’de 5’tir. Veriler katılığın ve esnekliğin nerede olduğunu gösteriyor. AKP’nin bunları değiştirme iradesi olmadığı gibi tabloyu daha da kötü duruma sokacak uygulamalar için hazırlığı ortadadır. Hükümet programında ve Ulusal İstihdam Stratejisi belgesinde Çalışma Meclisi’nde de konuşulduğu gibi, kıdem tazminatı fonu oluşturma, kiralık işçi çalıştırma, taşeronlaşmanın yaygınlaştırılması, esnek çalışma modellerini getirilmesi gibi emek piyasasını daha da esnekleştirecek düzenlemeler yer almaktadır.

Sermaye sınıfı AKP tüm bunların işçi sınıfı ve emekçilerin aleyhine olmadığını propaganda etmektedir. Konular hakkında ki gerçekler ise tam tersidir. Emperyalist neo-liberal ekonomik siyasi politikalar nedeniyle işçi emekçiler iş güvencesinden giderek uzaklaştırılarak tamamen patron-ağalara bağlanmaya sürüklenmektedir. Esnek ve taşeron çalışma modeli böyle bir modeldir. Kıdem tazminatı fonu oluşturma projesi böyle bir projedir. Hali hazırda uygulanan sistemde kıdem tazminatı vermemek için patronlar birçok yöntemi uygulamamaktadır. (Mobbing uygulamamaları da buradan doğmaktadır.) Ancak patronlar fon uygulamasıyla ve iyi ve esnekleşecek çalışma rejimiyle bundan kurtulacak ve işçi çıkarmak çok kolay hale gelecektir. Bu da sınıfın gücünü kıracak, örgütlenmesini iyice zorlaştıracaktır. Esnek piyasa+sınıfın köleleşmesi: kâr, sömürü garantisi.

Sonuç olarak

Kıdem tazminatı hesaplamaları hali hazırda % 8 oranında yapılmamaktadır. Fon uygulamasıyla bu % 4’e çekilecek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik aradaki farkın faiz uygulamasıyla kapanacağı hikâyesini uydurmaktadır. Fonlar bankada değerlendirilecek, böylece fark kapanacaktır. Çelik, “15 yıl kıdem tazminatına dokunmayan kazanır” diyerek hak kaybını böylece örtmeye çalışmaktadır. Yine DİSK’in rakamları da bunu anlatmaktadır. “1980 öncesi kıdem tazminatı, asgari ücretin 7.5 katıydı askeri cunta bunu memur ikramiyesine eşitledi. Eğer bu gün 7.5 kat geçerli olsa kıdem tazminatı tavanının

7 bin 700 lira olması gerekir. Oysa 3 bin 254 lira yani asgari ücretin 3 katına kadar düşürülmüştür. Fon uygulamasıyla hem oran daha fazla düşürülecek hem de patron-ağaları artık rahat işçi çıkarma imkânına kavuşacaklar.

Esnek çalışma güvencesiz çalıştırmanın garantisidir. Bu modelle iş güvencesi ortadan kaldırılmak istenmektedir. İstihdamı ve özel olarak kadın işçi istihdamını artırmayacağı gibi düşürecek, hak gasplarını meşrulaştıracak işten rahat rahat çıkarmaları getirecektir. İşçi memur ayrımını kaldırma “çalışanlar” tanımlamasında buluşma önerisi işçilerin ve kamu emekçilerinin örgütlenmesine yönelik bir saldırıdır. Muhalif sendikaları tasfiye etme amaçlı tasarlanmıştır. “Çalışanlar sendikası” getirip daha kontrol edilebilir bir örgütlülük anlayışının gelişmesi arzu edilmektedir.

Tüm bunlar 10 yıl aradan sonra toplanan çalışma meclisinde konuşulanlar sınıfın köleleştirilmesi nihai hedefine odaklanmıştır. Bu meclisin işçi sınıfı ve emekçilerin mücadelelerinde nerede durduğu ve nereden baktığı oldukça alenidir. Sermaye hamle üstüne hamle yaparak kendi hareket alnını genişletirken emekçilerin hareket alanı oldukça daraltarak, koşulların kendisi için daha güvenli hale getirilmesini hedefliyor. Saldırı kapsamlıdır, buna karşı duruşta kapsamlı olmalıdır. Sınıfa dönük karşı-devrimci saldırıları püskürtmenin tek yolu buradan geçiyor. (Bir ÖG okuru)

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu