GüncelManşet

Hapishanede “sehven” yılbaşına ceza!

H. Merkezi: Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Hapishane’de bulunan tutsak Partizanlar, gazetemize “sehven” bir mektup gönderdiler. Mektupta daha önce “gereksiz yere türkü söyleme cezası” gibi uygulanan tutsaklara “yılbaşı kutlaması yaptıkları” için ceza verildiği aktarıldı.

Bundan daha ilginç olanı ise ceza verilmesine dair alınan kararın Pazar günü yani ceza verecek kuruldan hiç kimsenin hapishanede olmadığı bir günde verilmiş olması.

Buna tepki gösteren tutsaklara verilen cevap ise çok tanıdık: Sehven!

İşte tutsakların da “sehven” gönderdiği mektup:

 

Merhaba sevgili Özgür Gelecek emekçileri!

Kucak dolusu sevgi ve selamlarımızı sunuyoruz. Umuyoruz ki iyisinizdir. Bizleri soracak olursanız, gayet iyiyiz. Malum bildiğimiz üzere egemen hakim sınıflar arasındaki çatışmalar devam ediyor ve çelişkiler derinleşiyorken, her türlü kepazeliğin ve rezilliklerin üstünü kapatmak için ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar: Açıklamalarını ise beyinlerinin alabildiği kadarıyla üç-beş kelime ile izah etmeye çalışıyorlar. Zamanlama manidar; “paralel”, “dikey”, “eğri”, “yamuk” devlet, sehven bunlardan birkaçı. Bulunduğumuz hapishanede de “sehven bir durumla karşılaştık. Şimdi bunu sizinle paylaşmak istiyoruz.

 

“Gereksiz yere türkü söyleme cezası”!

Peşpeşe “demokratikleşme” paketleri açıklanıyor ve ileri demokrasiden bahsediliyor. Ama ne hikmetse, bu ileri demokrasi hapishanelerin önünden dahi geçmiyor. TMK’ya paralel inşa edilen yüksek güvenlikli hapishanelerdeki siyasi tutsaklar bu kanunun Ceza İnfaz Kanunu’na yansıyan maddelerinin kıskacı altındalar. Ağır hasta tutsaklar “güvenlik” nedeniyle tahliye edilmiyor, seneleri bulan disiplin cezaları veriliyor. İnfazlar yakılıyor ve koşullu salıverilmelerin önü kesiliyor.

Düşünün ki, 21. yy Türkiye’sinin Ceza İnfaz Kanunu’nda “Gereksiz Yere Türkü Söylemek ve Slogan Atmak” diye bir disiplin ceza maddesi (42/42-e) var. Hangi türkü veya sloganın gerekli veya gereksiz olduğuna hapishane idaresi karar veriyor. Gerekli gördüğünde sorun yok ama biz genellikle “gereksiz” slogan attığımız ve türkü söylediğimiz için cezalar hiç eksik olmuyor. Neden gereksiz olduğuna dair bir açıklamada bulunmak zorunda hissetmiyorlar kendilerini. İtiraz mercileri mi dediniz? Hepsi formalite! İdarenin gereksiz gördüğü türkü ve sloganları yetkili mercilerin gerekli gördüğüne hiç şahit olmadık. Neyse, disiplin soruşturmalarının esasına ilişkin kısmının, yani slogan ve ya türkünün neden “gereksiz” sayıldığını bir kenara bırakıyoruz, çünkü aklı zorluyor! Disiplin cezası kararlarının nasıl alındığını (usulü) kafanızda canlandırabilmeniz için bir örnek vermek istiyoruz.

31.12.2012 tarihinde, yılbaşını kutladıkları için 13 siyasi tutsağa ilgili maddeden cezalar verildi. Ceza verme kararı şöyle başlıyor; “Tekirdağ 2 nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanı başkanlığında ve mevcut üyelerin iştirakı ile toplandı. Karar tarihi: 13.01.2013 Karar: No: 2013/48.”

Fakat gelin görün ki; 31.01.2013 bir Pazar günü! O gün bir toplantı elbette ki söz konusu değil! Kararın altında imzası bulunan Kurul Müdür (Başkan), öğretmen, psikolog, sosyal çalışmacı ve sorumlu başgardiyan 13.01.3013 Pazar günü hapishanede kurul toplantısında değillerdir ve tatil gününün tadını çıkarmaktadırlar.

 

“Sehven sözcüğü moda oldu”

Nasıl mı öğrendik? Ceza alan arkadaşlarımız savunma için çıkarıldıkları Tekirdağ 1 No’lu İnfaz Hakimliği’nde disiplin kurulu üyelerinin 13. 01. 2013 Pazar günü hapishanede (mesaide) olup olmadıkları, hapishane idaresinde sorulmasını talep ettiler. Bu talebe 06 02 2014’te yanıt geldi. 13.01.2013 tarihinde disiplin kurulu üyeleri hapishanede değillermiş. Hapishane yönetimi 1. İnfaz Hakimliği’ne yolladığı yazıda 13. 01.2013 tarihinin “sehven” yazıldığını belirtmiş.

“Sehven” sözcüğü moda oldu. Yönetenlerin dilinden düşmüyor. Yolsuzluklar kutuların milyon dolarla doldurulması, sahtekârlıklar… vs daima sehven oluyor. Disiplin kurulunun beş üyesinin de tarihteki yanlışlığı görmemesi ve sehven kararın imzalanması ne kadar ilginç. Karar tarihi şu sebepten önemli; Ceza İnfaz Kanunu’na göre (47. maddenin 2, 3 ve 5. bendi)  disiplin kurulu 12 gün içerisinde kara vermeli. Aksi takdirde verilen karar usul hatası kaldırılıyor infaz hâkimliği tarafından.

Hapishane Disiplin Kurulu Başkanlığı’nın disiplin kararlarını, kendisine tanınan süreye sığdırmak için karar tarihleri üzerinde oynadığını biliyorduk. Disiplin Kurulu, hakkımızda verdiği ceza kararını aynı gün ve ya bir gün sonra tarafımıza hiçbir zaman tebliğ etmedi. Dolayısıyla suratta sahteciliğin açığa çıkması bizim açımızdan sürpriz olmadı. Sınır tanımayan pervasızlık kanıtlanmış oldu. Sadece kurul başkanı süre hesabı yapıp bilgisayardan kararın çıktısını adlıktan sonra diğer üyelere sadece imza atmak kalıyor. Disiplin kurulu kararlarını bu şekilde veriyor yani “sözde” toplantı gerçekleştiriyor. Yıllarca bu şekilde verilen disiplin cezalarının bir kısmı infaz edildi, artık şaibeliği netleşen diğer cezalarda sırasını bekliyor. İlgili disiplin maddesinin faşist karakteri bir kenara; usulsüz ve gayri hukuki bir şekilde verildiği açığa çıkan disiplin cezalarımızın infaz hakimliği veya ağır ceza mahkemeleri tarafından kaldırıldığı yönünde hiçbir beklenti yok. En az bizimde aramızda kendi yargımız yok. Bunun için bu “sehven” olayları sizlerle paylaşılıyor ve teşhirin yapılmasını siz değerli devrimci kamuoyuna bırakıyoruz.  

 

(Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Hapishane’den Tutsak Partizanlar)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu