Makaleler

Hedef sınır güvenliği mi? Yoksa Kürtler mi?

TC devleti yaz aylarının sonlarına doğru Fırat Kalkanı Operasyonunu başlattı. Operasyonun amacını sınırlarının güvenliğinin alınması olarak açıklayan TC, kısa sürede gerçek amacını ortaya çıkarttı.

Suriye’deki iç savaşın başladığı günden bu yana TC devleti çeşitli şekillerle bu savaşa müdahil oldu. Geçtiğimiz senelerde Suriye’deki cihatçı çeteleri gerek el altından gerekse de açıktan destekleyerek savaşa müdahil olan devlet, en son olarak başlattığı Fırat Kalkanı operasyonuyla savaşa açıktan dahil oldu. Devletin Suriye’deki savaşa başından beri temas etmesinin en önemli sebeplerinden birisini hiç kuşku yok ki Kürt ulusunun Rojava’daki kazanımları oluşturmaktadır.

Özellikle de Kobanê’nin IŞİD’den temizlenip, Cizirê kantonuyla birleştirilmesinden sonra Kürtlerin bu kazanımları TC devleti açısından açık bir tehdit biçimini aldı diyebiliriz. Efrin kantonunun da diğer kantonlarla birleşmesinden korkan devlet sık sık tehditlerini dile getirdi. “Fırat kırmızı çizgimizdir” söylemleriyle tehditler savuran devlet, YPG ve SDG’nin Fırat’ın batısına geçip Menbiç şehrini IŞİD’den temizlemesinin ardından operasyonun başlangıç düğmesine bastı. Devlet kendi eğittiği ÖSO gruplarıyla birlikte Cerablus ve Azez’i anlaşmalı bir şekilde IŞİD’den devraldı. Sınırlarının IŞİD’le komşu olan tarafını tamamen ele geçiren TC devleti, yönünü hızlıca Kürt kazanımlarına çevirdi.

Musul operasyonuna dahil edilmediği için kuyruğunu kıstırıp, yüzünü Fırat operasyonuna çeviren devlet bu sefer de YPG ile sıcak çatışmalara girdi. Musul operasyonuna dahil olamayınca Ortadoğu sahasında oyun dışı kalmak istemeyen TC dikkatini tamamen Rojava’ya çevirdi. Geçtiğimiz günlerde Efrin kantonunu savaş uçaklarıyla bombalayan TC, aynı şekilde Menbiç şehrindeki güçlerle de sıcak çatışmaya girdi.

Azez ve Cerablus arasını işgal eden devlet hedefini bu sefer de El Bab şehrine çevirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde katılmış olduğu açılış töreninde dile getirdiği “El Bab’a inmeyin diyorlar. Mecburuz, ineceğiz. Niye? Çünkü burada terörden arındırılmış bir bölgeyi hazırlamamız lazım”  diyerek amacının kapsamının daha büyük olduğunun sinyallerini de vermiş oldu. Aynı konuşmada dile getirdiği “Koalisyon güçleri, eğer beraber hareket etmeye hazır olurlarsa Rakka’da da IŞİD’e karşı gereğini yapacağız. Ama PYD ile veya YPG ile beraber değil. Amerika, koalisyon güçleri, beraber. Terör örgütlerini yanımıza almayacağız” sözleriyle de Rakka operasyonunda da bulunacağını belirtti.

Musul’da istediğini bulamayıp eli boş dönen TC, köşeye sıkışan hayvan misali Ortadoğu’da ki son kozunu kullanmaya çalışıyor. Bunun için Suriye’de sürdürdüğü işgali uzun bir süre daha devam ettireceği gözüküyor. Ayı şekilde Rakka operasyonuna katılacağını söylemesine rağmen ABD’nin, operasyona sahada önemli bir güç konumuna gelmiş YPG’yi de dahil etmek zorunda kalması işi daha da çıkmaza sokacağa benziyor.

Ortadoğu’daki rol kapma savaşında kendi sınırlarından uzaklaşıp, Ortadoğu’nun içine girmeye başladıkça TC’nin çıkmazları da büyümeye devam edecektir.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu