Manşet

Partizanlar 1 Mayıs’ta Taksim’e!

İşçi sınıfı ve emekçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs’a sayılı günler kaldı.

1 Mayıs için coğrafyamızın hemen her yerinde yoğun bir hazırlık ve koşuşturmaca yaşanıyor. 1 Mayıs’ı bu yılda tıpkı önceki yıllarda olduğu gibi işçi sınıfı ve emekçilere yönelik kapsamlı saldırıların yaşandığı bir dönemde karşılıyoruz. İşçi sınıfına yönelik taşeronlaştırma, güvencesiz ve esnek çalışma koşullarının ağırlaştırıldığı bir süreci yaşıyoruz.

Çıkarılan yasalarla bir yandan işçi sınıfının demokratik örgütleri olan sendikalar baskı altına alınıyor öte yandan esas işte taşeronun olabileceği yasal güvence altına alınıyor. Zaten uzun süredir taşeronun olmadığı bir yerde çalışmak zorken bu artık imkansız hale geliyor. Taşeron, güvencesiz, örgütsüz çalıştırılmak istendiğimiz işyerlerinde, fabrikalarda “iş kazaları” da bizi bekliyor.

Yeterli iş güvenliği önlemleri alınmadığı, patronların karları düşünüldüğü için yaşanan “kazalarda” can veriyoruz. Çıkarılan yasalarla daha fazla can vermemizi istiyorlar. Maden ocaklarının dehlizlerinde, taş ocaklarında, sanayi sitelerinde, baraj inşaatlarında can vermek istemiyoruz…

Öyle görünüyor ki hakim sınıflar, bugün gözlerini kadın emeğine daha fazla dikmiş durumdalar. Kadının görünmeyen, yok sayılan emeği üzerinden daha büyük paralar kazanmanın peşindeler.

Devlet, kadına yönelik taciz, tecavüz ve şiddeti tüm kurumlarıyla sahiplenirken bununla yetinmeyerek bugün kadın emeğine yönelmek istiyor. Emperyalistlerin talimatları doğrultusunda atılan adımlarla, kadınlar esnek ve güvencesiz koşullarda “eve yardımcı olmak adına” yaptıkları işlerde daha fazla sömürülecek.

İşçi sınıfı ve emekçilere yönelik saldırıları çok yönlü ve bütünlüklü. Kentsel Dönüşüm’den 2 B’lere, sağlığın piyasalaştırılmasından eğitimde Bologna projesi’ne kadar hemen her alanda hakkımızı gasp eden, geleceğimizi çalmak isteyen yasalarla, adımlarla karşı karşıyayız.

Peki tüm bu yaşananlar karşısında ne yapacağız?

bir mayisin gosterdikleriGeleceğimizi elimize almak ve sendikalı örgütlü, güvenceli çalışmak istiyor, emeğimizin karşılığını istiyorsak sesimizi yükseltecek, tepki gösterecek ve sokağa çıkacağız.

İşçi sınıfı ve emekçilerin mücadele etmekten başka çıkar yolu yok. Bu mücadelenin bizim açımızdan en görünür olduğu/olacağı günlerden biri ise 1 Mayıs.

Çünkü 1 Mayıs, tarihsel olarak işçi sınıfı ve emekçilerin sermayeye/hakim sınıflara karşı mücadelesiyle ortaya çıktı.

Çünkü 1 Mayıs, işçi sınıfının birliğinin bir göstergesi. Çünkü bir 1 Mayıs, işçi sınıfıyla birlikte tüm emekçilerin dayanışmasının bir ifadesi. Çünkü1 Mayıs, işçi sınıfı ve emekçi yığınların sömürücü zorbalara meydan okuduğu, cesaretini ve kavgadaki ısrarını gösterdiği bir gündür.

Bu yüzden biz işçi ve emekçilerin adresi 1 Mayıs günü alanlar olmalıdır. Sömürücülere korku salmak, onları yenebileceğimizi, tüm birlikteliğimizle haykırmak için 1 Mayıs’ta olmalıyız.

1 Mayıs, işçi sınıfı ve emekçilerin bedeller ödeyerek kazandığı bir gündür ve meşrudur, kazandığımız bir haktır. 1 Mayıs’ın meşruluğu tartışmasızdır.

Özellikle bugün İstanbul’da Taksim’in yasaklanması örneğinde ortaya çıktığı gibi nerede ve nasıl kutlayacağına devlet değil emekçiler karar verir. Taksim’in alandaki inşaat bahane edilerek kapatılması devletin 1 Mayıs’a yönelik yasakçı tutumunun bir göstergesidir.

Devlet, işçi sınıfı ve emekçilerin günü olan 1 Mayıs’a katılımı azalmak için gündemi değiştirmek istiyor. Taksim’de yapılan inşaatı ileri sürerek buraya emekçilerin girmesini engellemek istiyor. Oysa emekçiler, 1 Mayıs’ı nerede isterse orada kutlar. Bizim için Taksim olmazsa olmaz değildir ve bir alanın “1 Mayıs alanı” olarak belirlenmesi de doğru değildir.

Bugün emekçiler, ilerici güçler,devrimciler “Taksim’de biz bu koşullara rağmen gerekli önlemleri alır, kutlarız” diyorsa devletin yapması gereken buna saygı duymaktır.

1 Mayıs 1977 katliamının ardından yasağa rağmen 1978’de de Taksim’e çıkan emekçilere bu alan uzun yıllar boyunca kapatıldı. Ancak 2007’den itibaren devrimcilerin, ilerici güçlerin ısrarlı, kararlı mücadelesi; sokak sokak çatışmasıyla kaldırıldı Taksim yasağı. Devlet bugün bizim bu kazanımımıza da saldırıyor.

İşçi sınıfı ve emekçilerin acil taleplerinin arka plana düşmesine izin vermeden, kitlelere devletin yasakçı tutumunu teşhir etmeliyiz. 1 Mayıs meşrudur, yasaklanamaz.

Taşerona ve güvencesiz yaşama karşı Partizanlar olarak 1 Mayıs’ta Taksim’deyiz. (İstanbul’dan Bir Özgür Gelecek Okuru)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu