LGBTİ+

RÖPORTAJ | Trans kadın Buse; “Bedenimdeki hapishaneden kurtulmak istiyorum”

KADAV çalışanı ve Buse’nin mektup arkadaşı Derya Özata ile trans kadın Buse’nin yaşadıklarını ve taleplerini konuştuk. Ölüm orucuna ara verdiği için Buse’ye olan desteğin azalmaması gerektiğini hatırlatan Özata, Buse’nin taleplerinin kabul edilmesi için sürecinin takip edildiğine dair kamuoyu baskısı oluşturulması gerektiğini belirterek ekledi; “Şu an Buse’nin yanında olursak, Buse de bir çok şeyi kazanacak. Direkt Buse olduğu için kazanım elde edilecek. Verilen arayı çok iyi değerlendirmeliyiz”

İstanbul: Tekirdağ F Tipi Hapishanesi’nde tutulan trans kadın Buse, cinsiyet geçiş operasyonunun yapılmasını talep ederek, “Bedenimdeki hapishaneden kurtulmak istiyorum” diyor. KADAV çalışanı ve Buse’nin mektup arkadaşı Derya Özata ile Buse’nin yaşadıklarını ve taleplerini konuştuk. Özata, 2 yıla yakındır KADAV’da çalışıyor ve KADAV Hapiste kadın ve LGBTİ çalışması yürütüyor. Özata, Buse ile avukatının bilgilendirmesi üzerine hapishaneye yolladığı mektup ile tanışıyorlar.

Ağrılı olan Buse’nin 22 yaşında görülen ilk mahkemesinde müebbet hapis cezasına çarptırıldığını söyleyen Özata, Buse’nin 23 yıldır tek başına F tipi hapishanede tutulduğunu kaydetti. Buse’nin KADAV’dan cinsiyet geçiş süreci için destek istediğini aktaran Özata, bunun üzerine yaptıklarını şöyle anlatıyor: “Avukat Eren Keskin’le görüştüm, bu süreci takip edeceğini söyledi. Buse ile görüştü, istersen ben senin yattığın davayı da tekrar açabilirim. Çünkü hukuksuz bir şekilde yargılandın.”

Buse’nin ilk ve acil talep olarak, “Ben şu an buradaki hapishaneden değil, bedenimdeki hapisten kurtulmak istiyorum. İlk önceliğim bu. Sizlerde bunu öncelik olarak kabul edin ve benimle dayanışın” dediğini aktaran Özata, Buse’nin cinsiyet geçiş ameliyat için yaşadığı süreci şöyle aktarıyor:

“Buse 2015 yılında hormon almaya başlıyor. 2016 yılında da cinsiyet geçiş ameliyatı için dilekçe yazıyor. Önünde hiçbir engel kalmıyor. Buse dilekçeler yazmaya devam ediyor. Dilekçelere cevap gelmiyor. Daha sonra kendini güçsüz ve yalnız hissettiği için, bilinçli bir şekilde  ben şu hakkımı kazanana kadar açlık grevindeyim demiyor ama artık psikolojik şekilde kendini o şekilde buluyor. Yemek yiyemiyor. Ve ondan sonra bu süreci açlık grevine dönüştürüyor. Ardından 21 gün Bakırköy Devlet Hastanesi’nde kalıyor. Oradaki doktorların olumlu yönde rapor vereceğinin bilgisini bize veriyor. Oda sekteye uğruyor. Doktorlardan rapor çıkmıyor.

Eren Keskin, Şubat ayında tekrardan dilekçe yazıyor ve Buse’nin tekrardan sevki yapılıyor. Bu sefer raporu alıyor Buse, Adalet Bakanlığı’na cinsiyet geçiş ameliyatı için hastaneye sevki ve LGBTİ mahpusların bulunduğu hapishanelere sevk istiyor.  Cevap gelmemesi üzerine tekrar dilekçe yazıyor. Adalet Bakanlığı  cevap olarak bizimle ilgili bir durum değil Tekirdağ 1. Asliye  Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazman gerekiyor diyor.  Buse bu  seferde oraya bir dilekçe yazıyor ve beklemeye başlıyor. Cumhuriyet Başsavcılığı da tekrardan Bakırköy’e sevk ediyor. Tekrar rapor almasını istiyor. Buradan karar çıktıktan sonra tekrar Adalet Bakanlığı’nın bu sevki imzalaması gerekiyor ve Adalet Bakanlığı diyor ki  Adli Tıp bu raporu vermiş ama ‘Adli Tıp Kurumu diyor ki ameliyat olabilir, ama aciliyeti yok.”

 

“17 yıl sonrada cinsiyet geçiş ameliyatı olabilirsin”

“Böyle bir karar var. Bu kararın aciliyeti olup olmadığını nerden doğru tartışıyorsunuz” sözleriyle tepki gösteren Özata, “Tüm süreci tamamlanmış, senin ameliyatın zorunlu ama aciliyetin yoktur. Tahliye olduktan sonrada yapabilirsin diyor Adalet Bakanlığı.” Yani 17 yıl sonra…

“Ameliyatın aciliyeti olmadığından biz karşılayamayız” diyen Adalet Bakanlığı’na, Buse özel nakil talebinde bulunarak, masrafları kendisi karşılayacağını söylemesine rağmen Adli Tıp Kurumu’nun verdiği raporun öne sürüldüğünü belirtti. İlk olarak ATK’nın kararının değişmesi gerektiğini söyleyen Özata, sonra tekrardan Adalet Bakanlığı’na dilekçe yazılacağını söyledi.

Buse’nin 5 Haziran günü ölüm orucuna başlamış olduğunu da hatırlatan Özata, 38 gün boyunca ölüm orucunu sürdürdüğünü ve 13 Haziran Cuma günü de ölüm orucuna ara verdiğini aktardı. Buse’nin dışarıda verilen desteklerden dolayı ölüm orucunu durdurduğuna dikkat çeken Özata, Buse’nin “Yalnız olmadığını hissettiği için  beni sahiplenen insanlar için  onlarla birlikte ölüm orucunu durdurup hep beraber bu süreci yürütmek istiyorum” dediğini kaydetti. Buse’nin şuan hukuki yolları kendisini destekleyen insanlarla birlikte yürüteceğinin bilgisini de veren Özata, taleplerini de yineledi; “Cinsiyet geçiş operasyonun yapılması, LGBTİ’lerin bulunduğu hapishaneye sevkinin yapılması.”

Tekirdağ’da Buse’nin tek LGBTİ tutsak olduğunu hatırlatan Özata, geçtiğimiz aylarda sağlık hakkına erişimi engellenen trans kadın tutsak Diren Coşkun’un 6 ay sora tahliye olacağı  ve Buse’ni’ yeniden yalnız kalacağını söyledi.

Normal şartlarda kişinin kendi koğuşunu seçme şansı olduğuna dikkat çeken Özata, Buse’nin hapishanenin keyfi tutumundan kaynaklı başka bir LGBTİ tutsağın yanına gönderilmediğini belirtti. Buse’nin siyasi tutsak olmasından kaynaklı hapishanenin bu keyfi tutumu sergilediğini aktaran Özata, bu tarz işkencelere maruz bırakıldığını ifade etti.

Ölüm orucuna ara verdiği için Buse’ye olan desteğin azalmaması gerektiğini hatırlatan Özata, Adalet Bakanlığına ve ATK’ya fakslar yazılabileceğini söyledi. Buse’nin sürecinin takip edildiğine dair kamuoyu baskısı oluşturulması gerektiğinin altını çizen Özata, bu şekilde Diren’in bir çok talebinin kabul edildiğini hatırlattı. Ama halen Buse’nin herhangi bir talebinin yerine getirilmediğine vurgu yapan Özata, Diren’in kazanımlarının Buse’ye yansıması olduğunu fakat Buse’nin direk kazanımı olamadığına dikkat çekti.

“Şu an Buse’nin yanında olursak, Buse de bir çok şeyi kazanacak. Direkt Buse olduğu için kazanım elde edilecek. Verilen arayı çok iyi değerlendirmeliyiz” diyen Özata, Buse’nin arkadaşları olarak, sürecin takipçisi olacaklarını dile getirdi.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu