Güncel

YORUM | Kısa ve Öz Olarak Gezi İsyanı’na Altıncı Yaşından Bakmak

"Bu açıdan önümüzdeki dönemlerde patlaması muhtemel olan isyanların sömürü üzerine kurulu sistemi daha fazla hedef alacağı ve şiddete daha fazla bulaşacağı kesindir. Hazırlıklarımızı hızlandıralım, kitleler sisteme daha kuvvetli bir şekilde çarpacak!"

Farklı toplumsal kesimlerden milyonlarca insanın binbir çeşit istek ve taleple alanları doldurduğu Gezi İsyanı’nın 6. yıl dönümündeyiz. Baskı altında tutulmaya, devletin uyguladığı şiddete, doğanın dizginsizce talanına, cinsiyet eşitsizliğine vb. birçok nedenle milyonların -Türkiye’nin neredeyse tamamına yayılan- sokak eylemleri iniş ve çıkışları ile 3 ay devam etti.

Kurulu, alışılagelmiş düzene başkaldıran ve yeni bir sistem yaratmak isteyen milyonların içerisinden 8 mücadele yoldaşımız Gezi eylemleri sırasında yaşamını yitirdi, onlarca direnişçi kalıcı yaralar aldı.

Aradan geçen 6 yıldan sonra dönüp baktığımızda Gezi İsyanı kısa ve öz olarak bize neleri göstermekte, geleceğe dair neye işaret etmektedir? Öncelikle Gezi İsyanı’nın ele almamız gereken noktası onun toplumsal dinamikleri ve bu dinamiklerin politik-pratik özüdür. Siyasal özne olarak geleceğe dair öngörü ve konumlanışımız için derinleştirmemiz, objektif bir şekilde analizini yapmamız gereken yer bu dinamik noktalar, toplumsal değişimler ve hangi toplumsal kesimlerin olası başkaldırılarda hangi taleplerle sokakları dolduracağına yönelik olmalıdır.

Gezi İsyanı’nın da bugün değerlendirilirken bu temel taşlar üzerinden ele alınması, bu temel taşlara ilişkin bir şeyler söylenmesi gerekmektedir. Bunun yapılması olan ve belli bir dönemde kalan Gezi İsyanı için değil özellikle “Gezi Ruhu”nun önümüzdeki süreçlerde öyle ya da böyle mutlaka canlanacak olmasına ilişkindir.

Bu açıdan Gezi’ye dair söylenmesi gereken temel noktalardan biri onun tipik olmayan, Türkiye topraklarında o zamana kadar gerçekleşen isyanlara benzemeyen; homojen bir yapıdan oluşmayan, ekonomik sorun ve etnik kimlik sorununu kapsamasıyla birlikte esası bunlardan meydana gelmeyen, daha çok insanların nasıl yaşayacağına dair yapılan müdahalelere karşı, kapitalizmin yaydığı kültür ve alışkanlıkların artık insanlara yetmemeye başlaması yine bu düzenden gına gelen insanların yeni bir süreci yaratabilmek için kendilerini ortaya koymasıdır. Doğanın talanına karşı duruş da ek bir nedendir.

Gezi İsyanı’nın ana kitlesinin ise küçük burjuva sınıfına dahil olduğu belirtilmelidir. Küçük burjuva sınıf, dünya ölçeğinde çok büyük bir nüfusa sahip olmaya başlamış, dinamik duruşu giderek artmakta ve taşıdığı devrimci potansiyelin giderek arttığı görülmektedir. Japonya’da “prekarya”nın isyanı, Türkiye’de Gezi İsyanı, Fransa’da sarı önlüklüler, bugünlerde Çin’in en gelişmiş eyaletlerinden biri olan Hong Kong’da 2 milyondan fazla insanın sokakları doldurması… bu artışın örneklerindendir.

Türkiye’de toplumsal dinamikler değerlendirilirken, Kürt halkı her zaman en dinamik ve en devrimci kesim olarak hesaba dahil edilmelidir. En azından uzun yıllardır bu niteliğe sahiptir ve niteliği önümüzdeki kısa süreçte de değişecekmiş gibi durmamaktadır.

Önümüzdeki dönemlerin isyanlarını karşılayabilmek, bunlara hazırlık yapabilmek ve bu isyanları halkın lehine sonuçlandırabilmek için sisteme karşı yönelmesi en muhtemel toplumsal dinamikler ve politikleşecek kesimlere ilişkin pratik ve politik çalışmalarımızı genişletmemiz gerekmektedir.

Bu çalışmalarımızı ezberlere değil mutlaka gerçeklere dayandırmalıyız, doğru öncülleri ortaya koyup doğru sonuçlara ulaşmalıyız. “Öncü”lerin ezberlerle, kelimenin gerçek anlamıyla devrimci olanların ise gerçeklerle uğraştığı bilinmelidir.

Bir siyasi hareket ve politik özne olarak, kurulu ve köhnemiş düzene karşı onu yıkabilecek bir muhteva barındıran her şeye açık olmak zorundayız. Uzunca bir süredir bahsedilen/bahsettiğimiz yenilik, toplumsal sürecin getirmiş olduğu değişim ve yeniliklere uygun çözümler üretme noktasına yöneliktir.

Lenin yoldaş yeni süreçlerden ve değişimlerden bahsederken “… nesnel koşulların kaçınılmaz hale getirdiği ani değişikliği görmekten korkmaları, ve örneğin üç ikiden fazladır gibi basit, ezbere öğrendikleri, ilk bakışta tartışmasız gerçekleri tekrarlamaya devam etmeleriydi. Ne var ki politika aritmetikten çok cebire, basit matematikten çok yüksek matematiğe benzer. Gerçekte sosyalist hareketin bütün eski biçimleri yeni bir içerikle dolmuştu, o nedenle rakamların önüne yeni bir işaret belirdi:  ‘eksi’ işareti; fakat çokbilmişlerimiz ısrarla, kendilerini ve başkalarını, ‘eksi üç’ün ‘eksi iki’den daha fazla olduğuna inandırmaya çalışmaya devam ettiler.” (Lenin, “Sol Radikalizm”: Komünizmde Çocukluk Hastalığı, s. 105) şeklinde belirtiği bu noktayı iyi kavramamız gerekmektedir.

İşte tam da burada yapmamız gereken şey ani değişikliklerin ortaya çıkartmış olduğu yeni “eksi“ işaretlerini doğru temelde kavramaktır. Kapitalizmin tıkanıklığı günden güne boyutlanıyor, emperyalist ülkeler arası gerilim kuvvetleniyor, hem uluslararası olanlar hem yerliler; tüm düşman hatları dünden daha fazla karşı karşıya gelmiş durumdalar. Teknolojik alandaki gelişmeler kapitalizm koşullarında işsizliğin artmasını ve işsizliğin geçici bir süreçten kalıcı bir sürece evrilmesini kaçınılmaz hale getiriyor.

Sistem bir taraftan kimseyi hiçbir alanda tatmin etmez ve memnuniyetsizlik artarken, tarım üreticileri, köylülerin yeni tipteki tefeci bankalara borçlanması artıyor.

Hindistan’da son bir yıl içerisinde 4.500’den fazla tarım üreticisi yaşamına son verdi. Türkiye’de de küçük ölçekteki tarım üreticilerinin intihar oranlarının arttığını gösteren araştırmalar mevcut. Çelişkiler gün geçtikçe derinleşiyor.

Mao yoldaş, köylü isyanlarındaki aşırılıkları değerlendirirken, köylülerin toprak ağalarına ve kısmen de zengin köylülere uyguladıkları şiddetin dozunu, köylülerin yaşadığı çelişkilerin keskinliğine bağlamıştır.

Bugünün çelişkileri 2013’deki çelişkilerle bir tutulamayacak kadar keskinleşmiştir. Bu açıdan önümüzdeki dönemlerde patlaması muhtemel olan isyanların sömürü üzerine kurulu sistemi daha fazla hedef alacağı ve şiddete daha fazla bulaşacağı kesindir. Hazırlıklarımızı hızlandıralım, kitleler sisteme daha kuvvetli bir şekilde çarpacak!

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu