Güncel

(Değerlendirme) Antakya’dan Direnişe Yansıyanlar!

Antakya: Her milletten insanın kardeşçe yaşadığı, kozmopolit örnek bir kent olduğu dillendirilir Antakya’nın. Bu birlikte birbirine dokunmadan yaşayan halklar Taksim direnişiyle ülkenin diğer bölgelerinde olduğu gibi burada da belli oranda bir birlikteliğe, bir kaynaşmaya tanıklık etti.

29 Taksim Gezi Mayıs tarihiyle başlayan Parkı direnişinin rüzgârı Antakya’da 1 Haziran’da esmeye başladı. Ulus Meydanı’nda her Cumartesi KESK’li tutsakların serbest bırakılması için toplanan ve daha sonra burada Gezi Parkına yapılan baskını protesto etmek için bekleyen HDK bileşenleri ve diğer kurumların alana gelmesiyle eylemler birleşmiş ve meydandaki sayı binleri bulmuştur.

AKP binasına yürümek isteyen kitlenin yürüyüş güzergahı Yunus Emre Parkı’na doğru değiştirildi ve burada basın açıklaması yapılarak bitirilmek istendi. Ancak kitle durmadı Uğur Mumcu Meydanı’na doğru yürüyüşe devam etti. Yeloğlu Köprüsünde çekim yapan sivil polise müdahale edildi. Yürüyüş boyunca hiçbir faşist slogan yoktu.

Halkla iç içe olan Partizanlar en öndeydi.  Önderimiz İbrahim Kaypakkaya’dan devraldığımız mücadele geleneğiyle 1 Haziran, 2 Haziran, 3 Haziran, 4 Haziran… nerede bir mücadele ve direniş varsa, mücadelenin her yerinde direnişin her aşamasında halkımızla beraberdik.

Partizanların tanınması ve görünür olması açısından direniş bir okul olmuştur. Sevgi parkına kurduğumuz direniş çadırlarıyla halkımızla aramızda olan uzaklığı kısmen de olsa kapatmayı hedefledik. Sürecin gidişinden de kaynaklı olarak ortak sohbetler konusunda eksiklikler yaşadık. Kendi içimizde birlikte iş görme yani örgütlü olmayı gereği gibi yapabildiğimizi söyleyemeyiz.  Ancak bütün arkadaşlarımız çadıra geldi, çadırda nöbetleşe kalarak diğer arkadaşların dinlenmesine olanak sağladık. Direnişin Antakya’da başladığı devletin gazıyla, suyuyla, copuyla saldırdığı gün olan 1 Haziran eyleminde, Liselilerin yürüyüşünde ve bazı beldelerde Partizanların özne olduklarını, kitleleri yönlendirdiklerini vurgulamalıyız.

Direnişe verdiği bir şehitle ve yanı başında yaşanan 2 yılı aşkın süredir devam eden savaşla ayrı bir yerde duran Antakya halkının öfkesini boğmaya, törpülemeye, istenilen çizgiler arasına sıkıştırmaya çalışan işler direnişin ilerleyen günlerinde daha da net bir şekilde artarak sürmüştür. Kurulan platformlarda ırkçı söylemlerde bulunan, kafatasçı CHP zihniyetinin teşhiri esastır. Kürsüden CHP İl Başkanı Servet Mullaoğlu adlı zatın, direnişi can bedeli destekleyen, sabahlara kadar sokaklarda bulunan, halkla omuz omuza barikatlarda çatışan devrimcilere alandan çıkmalarını, eylemin kendi eylemleri olduğunu söyleme gafletinde bulundu. Üzerine yürüyüp haddini bildiren devrimcilere ve halkımıza tekrar mikrofondan seslenerek “Galiba yanlış anlama oldu, başka siyasetler de var bayrak açmayan”  diyerek yasakçı, tekçi zihniyetlerini ve kendileri gibi düşünmeyenlere karşı ne kadar tahammülsüz olduklarını bir kez daha göstermişlerdir. Kitlenin öfkesi karşısında alanı ve kürsüyü terk edenler de yine kendileri yani tekçi zihniyetleri olmuştur.

Şovenizmin inceltilmiş hali olan Halkevleri ve bunlara takılan SYKP ile ortak kararlar alarak, dostumuz diyerek kürsülerden anons edilen CHP milletvekilleri, Özgür Geleceğin 61. sayısındaki bir haberde ifade ettiği gibi  “şark kurnazlığı” yaparak devrimcileri devre dışı bırakmanın hesaplarını yapmaktadır. Bayrak indirme tartışmaları da bunun yansımalarıdır.

Antakya’da STK’lar birkaç gün öncesine kadar kendi rengini ortaya koyma üzerinden belli tartışmalar yaptıysa da inceltilmiş şovenistlerin tutumlarının da etkisiyle bu konuda eksik kalmıştır.

Eksikliklere rağmen, bu direnişten çok şey öğrendik. Birlikte iş yapabilmenin koşullarını öğrendik. Halkın biriken öfkesini öğrendik. Halkımız tanıklık etti devletin katliamcı yüzüne. Kapılarını açtı su, süt, limon, bir gün önce barikat kurulmasına izin vermeyen halk, üzerine TOMA’ların, akreplerin saldırması ve bir gencini devletin polisinin katletmesi üzerine bugün barikatları güçlendirmek için evinden yatak, yorgan, elbise, masa, klozet ne varsa balkonlardan aşağıya attı. Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının mesajını verdi.            

  

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu