Makaleler

Erkek medya “zaferini” haykırıyor: NAKAVT!

Sanki hasmını alt etmiş, sanki yere düşen beden bir zafer anıtıymış, sanki düşman dize getirilmiş, sanki bu vahşetin sorumlusu insanlığını kaybetmemiş, sanki bu bir müsabakaymış, “zayıf” olan yenilirmiş, olması gereken de buymuş, sanki kadınlar zulmün her türlüsünü hak eder, hak ettiği gibi göz de yumarmış, sanki “yarış herkes için” eşit başlar, sistem kadının yenilgisini garantilemek için tüm kurumlarını seferber etmezmiş… Sanki!

Takvim gazetesinin 30 Haziran tarihli manşetiyle karşı karşıya geldiğinde, kışkırtılmış erkek şovenizmine önce bir “Hoşt!” dememek, sonra da bu fütursuzluk karşısında öfkeden deliye dönmemek mümkün müdür? Bir gazeteci yaralı bir kadın bedeni karşısında nasıl böylesi bir coşkuya kapılır? Nasıl gözü döner kan şehvetiyle? Nasıl bu zafere(?) ortak olma telaşına düşer?

Bu soruların cevabını veremez miyiz? Elbette verebiliriz, sistemin yeniden üretilmesindeki en büyük güç olan medyanın ne tür bir pisliğin içinde debelendiğini şimdiye kadarki icraatlarından çok iyi biliyoruz. Ama bu soruları sormaktan vazgeçmeyeceğiz. Erkek egemen kültürün çürümüşlüğünü kanıksamayacağız. Bugün artık rahatlıkla erkek şovenizminin gediklisi addedebileceğimiz ana akım medyaya karşı koyacağız ve alternatifini yaratmak ve güçlendirmek için elimizden geleni yapacağız, yapmalıyız.

Takvim gazetesinin yazımıza konu olan haberi, sistemin kadına yaklaşımı en çıplak haliyle önümüze sermesi anlamıyla oldukça önemlidir. Söz konusu gazete kadınların öfkeli protestoları karşısında “geri adım atıp özür diledi”; ancak bu “özür” işbirlikçi medyanın sicilini temizlemeye elbette yetmeyecektir. Bu kadar açık bir çirkinlikle olmasa da kadına bakışın yayın politikalarına yansıma biçimi her sayfada ayan beyan ortadadır. Kadına yönelik şiddet haberlerinin, kadın cinayetlerinin ya da magazin haberlerinin dahi nasıl verildiği ortadadır. Bu yayın organları hala kadını “insanın bir alt türü” olarak görmekte “İkisi kadın yedi kişi hayatını kaybetti.”, “cinsel ilişkiyi reddedince öldürüldü” biçiminde haber yapmaktan en ufak bir rahatsızlık duymamaktadırlar. Bu meselenin ayyuka çıktığı örnek, yazımıza konu olan “Nakavt!” başlıklı haber olmuştur.

Karşımızda duran bu tablo kadınlar açısından da alternatif medyanın yaratılmasının aciliyetini bir kez daha kanıtlıyor. Erkek egemenliğinin iliklerine kadar işlediği bir medya gerçekliğine karşı kadınların inisiyatifiyle atılan her adım çok değerli ve gereklidir. Uçan Süpürge’den Jinha’ya, çeşitli feminist ve sosyalist feminist yapılardan üniversite topluluklarına (BUKAK gibi) kadar giderek genişleyen bir yelpazede kadın bakışıyla boyanmış habercilik pratikleri de sergilenmektedir.

Yeni Demokrat Kadın olarak bizlerin bu konuda daha duyarlı ve sahiplenici olmamız bir görev ve zorunluluktur. Halihazırda mevcut internet sitemiz önemli bir ihtiyaca yanıt ve erkek egemen medyaya karşı yaratılmaya çalışılan bir alternatiftir; ancak elbette ki eksiklikleri vardır. Bu eksikliklerin giderilmesi kolektif bir kafa yoruş ve emek süreciyle gerçekleşebilecektir.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu