Manşet

Gezi’den notlar- 2

Deniz’de balık olmak bize kalıyor…

31 Haziran Cumartesi akşamı Taksim’de Gezi Parkı için bir eylem yapılacağını biliyordum. Ancak diğer işlerimden kaynaklı eyleme gitmemiştim. Akşam saatlerinde eylemdeki bir arkadaşımdan, eyleme polisin saldırdığı ve çatışma çıktığı haberini aldım. Taksim yasağı ile birlikte süregelen çatışmaların yarattığı ‘sıradanlıkla’ eyleme gittim.

‘Sıradanlık’ fazla uzun sürmedi. İstiklal Caddesi’ni daha önce böyle görmemiştim. Galatasaray Lisesi’nin oradan caddeye girdiğimde, her ne kadar caddede barikatlar, yüzlerde maskeler olsa da doğrudan bir çatışma göremedim. Ama on binleri tek ağız slogan atarken görmek dahi yetmişti şaşırtmaya.

Meydan yönüne doğru gittikçe gaz ve ses bombası sesleri yankılanmaya başlıyordu. Daha sonra kitlenin başı görünmeye başladı. Patlama sesleri daha yakından gelmeye başladıkça slogan sesleri de gürleşiyor, tutulan ritimler coşkuyu arttırıyordu.

Tesadüfen Tarlabaşı Bulvarı’nda da çatışmaların olduğunu duydum. Daha sonra İstiklal’den çıkarak diğer yerlerde bakmaya karar verdim. Tarlabaşı Bulvarı ve meydana bakan sokakları, Şişli yönü… görebildiğim ter tarafta barikat, slogan sesleri, on binler Taksim Meydanı’nı ablukaya almıştı. Halk sokaktaydı…

“Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”

O çok güvendikleri gazları pek işe yaramamıştı bu sefer. Aralıksız süren çatışmalar sonucu 1 Temmuz günü öğlen saatlerinde Taksim Meydanı’na girildi. Taksim sahipleriyle buluşmuştu. Devleti Taksim civarında görmek pek mümkün değildi. Yüzbinlerce insan Taksim’i doldurdu.

Çokça duyduğum, okuduğum “Halkın öfkesi” karşısında barikat dayanamamış, yıkılmıştı. Daha sonraları direnişe ilişkin birçok yerde okumak mümkün olan, “Korku duvarları yıkıldı” tespitini, yüzbinlerin arasında hissetmemenin imkânı yoktu. Çok farklı kesimlerden insanlar, yüzbinler, atılan sloganlar hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağının kanıtıydı.

Bütün bunlar binlerce kişinin yarattığı gerçekler olarak alanda hissedilebiliyordu. Efsanevi dille tarih kitaplarında anlatılan o büyük direnişler, isyanlar yüzbinlerce kahramanıyla, kan ve can bedeli mücadeleyle Taksim Meydanı’ndaydı.

Yaşanan önemli bir tarihe tanıklık ediyorduk.

“Korkma la biziz halk”

taksim gezi duvar yazıları 4Daha sonra Taksim Meydan’da ve Gezi Parkı’nda günlerce sürecek olan işgalimiz başladı. Günler dayanışmayla örüldü. TV’ler marjinallerden, Vandallardan, provokatörlerden bahsederken, marjinal yüzbinler Taksim’i doldurdu.

Direnişte aktif rol sahibi devrimcilerde stantları ve çadırlarıyla meydanda ve Gezi Parkı’ndaki yerlerini aldılar. Devletin bütün kara propagandaları barikat başlarında omuz omuza çatışanlar arasında çoktan çökmüştü. Kara propagandanın, çarpıtmanın adresi burjuva medyanın halk tarafından ‘Yandaş’, ‘Satılmış’ medya diye anılması bunun göstergesiydi.

Bir diğer yönden devrimcilere ve devrimci yayınlara duyulan ilgide bunun göstergesiydi. “Duyduğuma mı, gördüğüme mi inanayım” diyen herkes için ‘medya’ teşhir olmuştu.

Omuz omuza girişilen bir pratiğin, ağız dolusu laftan çok daha etkili olduğunu ve pratiğin değiştirici-dönüştürücü rolünü anlattı direniş. İnsanlar için mutlak doğru olarak gördükleri birçok şey sorgulanabilir olmuş ve hatta bazıları da yıkılmıştı. Duvar yazıları, sloganlar, konuşmalar… ve yüzbinler bunu koca bir pratikle gösterdi.

Partizan olarak çatışmalardaki kararlı duruşumuzun kitle üzerinde yarattığı etkide benim açımdan dikkat çekiciydi.

Öyle ki standımızı, çadırımızı ziyaret eden kişilerin barikatta yaşadıkları anılarını anlatarak bize dair bir şeyler söylemesi dahi bunu çok iyi gösterdi.

Diğer bir yönden güncel birçok konuyu tartışmaya açmak istemeleri, yayınlarımıza olan ilgi ve bunları çok farklı kesimlerden insanların yapması, direnişin yanlarında omuz omuza duranlara karşı yarattığı güveni, ilgiyi gösterdi. Kitlenin devrimcilere ve özelde de Partizanlara olan ilgisi hiçte küçümsenebilecek cinsten değildi. Devrimciler barikatlarda gazlara, ses bombalarına, plastik ve hatta gerçek mermiye karşı en önde kararlı durulmuştu. Birçok yoldaşımız barikatlarda ciddi yaralar aldı.

Evet, biz duruşumuzla göstermiştik kim olduğumuzu ama yeterli miydi? Ya da diğer bir yandan yetecek olan sadece barikatlardaki duruşumuz muydu? Yaratılan ilgi ve güven ortamı nasıl ileriye taşınabilirdi. Cevabı herkesçe bilinen bu soru tabi ki daha fazla kitlelerle iletişime geçmekti. Geliştirilen olumlu izlenimin yarattığı olanağı sonuna kadar kullanmak, kalıcı ilişkiler geliştirmek, örgütlenmek. Sonuçta isyan günlerini yaşıyorduk.

“Kahrolsun bazı şeyler”

taksim gezi duvar yazıları 7Gezi Parkı’nda direniş günlerinde yapılan anketlerde doğruladığı eylemlere katılan kitlenin büyük bir çoğunluğu örgütsüz ve ilk defa bir eyleme katılıyorlardı ve ‘bazı şeylerden’ rahatsız olmuşlardı. Yani hiçte ‘yabancı’ olmadığımız eylemler binler için bir ilkti. Ve belki de normal koşullarda ‘çok zor’ ilişkilenebileceğimiz bir kitle ile iç içeydik.

Direniş süreciyle birlikte çevremde gördüğüm yeni yüzler, ilişkiler diğer bir yönden daha önce ‘çevre’ olan kişilerin aldığı inisiyatif direniş öncesi bu kadar hızlı olsa ‘şaşırtıcı’ olacağına kuşkum yok. Öte yandan direnişin gelişimi, binlerce kişinin örgütlenme arayışı ile birlikte düşünüldüğünde benim açımdan aynı ‘şaşırtıcılığı’ yaşamak mümkün olmadı.

Durum ister istemez, yaratılan ilginin yeterince değerlendirilmediği, daha doğrusu çok farklı kesimlerin ilgisine karşın, sadece ilgimizi çekeni seçmenin, ilgimizi çekenle ilgilenmenin ve ilişkilenmenin, direnişin yarattığı olanaklar karşısında yeterli olmadığını düşündürüyor.

Bu anlamda sadece ilgimizi çeken yani yalnız daha yakın gördüğümüz kesimle ilişkilenmenin yetersiz olduğunu, birebir sohbetten forumlara kadar en geniş kesimle ilişkilenmenin, ciddi karşılık bulacağını düşünüyorum.

İzlenimlerimi geçmiş zamanla yazmam hem meydanda ve Gezi Parkı’nda bulunduğumuz dönemi esas almam, hem de yazıya uygun olduğunu düşündüğüm için.

Taksim Meydanı’na çıktığımızda alanda dip diri kendini hissettiren, “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” düşüncesi git gide kendini zaten daha çok hissettiriyor. Deniz’de balık olmak bize kalıyor…

 

[widgetkit id=282]
Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu