Güncel

Taksim Direnişini Selamlıyoruz

Gemlik: AKP hükümetinin iktidara geldiği günden beri, diğer hükümetlerden farkı olmayan hem doğa üzerinde hem de toplumu ayrıştırarak ırkçı ve faşizan tutumunu,c“Devletin devamlılığı“ üzerinden kendinden öncekilerini aratmamış emperyalizme bağlı taşeronculukta görevini kusursuzca yerine getiriyor. Dışa bağlı sermayenin hizmetinde olan devletlerin ürettiği iktidarlar militarist, ırkçı, gerici yapıya sahip kurum ve partiler üzerinden bağımlı olduğu emperyalist tekellerin menfaatlerinin toplumun üzerinde tutarak hayatı darmaduman ederek yaşanmaz bir dünya bırakırlar.        

     Bu uygulamalara karşı toplumsal rahatsızlıkların olduğu ve bu rahatsızlıklar kendi karşıtlarına karşı mücadele ve ekarte ilişkisi giderek yukarı doğru tırmanarak mevcut olanı yok etmek, yeniyi inşa etmek her zaman her toplumun arayışıdır. Ülkemizde Osmanlıdan beri topluma sürekli deli gömleği giydirerek gerek dinsel gerek milliyetçilik gerekse de siyasal ve kültürel olmak üzere her türlü baskıyı yaratıp, günümüze kadar uygulanmıştır. Bugün AKP hükümetinin 10 yılı aşkındır taşeronluk iktidarını sürdürürken, işçi sınıfı, eğitim alanı inanç alanları, ulusal ve milli kimlikleri, köylüleri, tarımı, sendikal alanı kaşıyarak toplum içerisinde korku duvarlarını örerek ve sürekli “ileri demokrasi“ adı altında halkı zapturapt altına alarak ülkeyi idare etmeye çalışmaktadır.

   Son günlerde İstanbul Taksim üzerinde “projelendirme“ çalışmalarını sürdüren hükümet İstanbul’un en gözde yerlerini yandaşlarına rant sağlamak amacıyla gökdelenler yer altı ve yer üstü AVM’ ler, askeri kışla gibi inşaat alanına çevirmiştir. Bunun üzerine taksimin asırlık doğal yapısını bozmaya başlamıştır. Oysa biz biliyoruz ki taksimde yapılmak istenen başta işçi sınıfının ve toplumun diğer kesimlerinin kendi demokratik ve sınıf mücadelesine dair yarattığı bir kimlik ve tarihi bir süreçtir. Burjuvazi muhalif olan tepkileri taksim alanında Türkiye ve dünya kamuoyuna duyururken ve bunun üzerinden halk muhalefetinin kendini ifade etme sivil halk siyasetiyle özdeşleşen bir Taksim alanı toplumun hafızasına kazınmıştır. Taksim denince direnişlerin, kayıp ailelerinin, yazarı, çizeri orada uzun ve tarihsel mücadeleyi sürdürmüş bu mücadelenin de toplum vicdanında hak ettiği yere oturmuştur. Taksim pek çok devrimci direnişlere ev sahipliğini yapmış, tarihe tanık olmuş bir yerdir. Taksim onlarca mücadelecinin kanıyla o gerçek kimliğine ulaşmıştır.

     Gelinen süreçte burjuvaziyle işçi sınıfı arasında tam bir alan savaşı haline dönüşmüştür dolayısıyla sermayenin rahatsızlığı hükümet üzerinden topluma bir saldırı ve şiddete dönüşmüştür. AKP’nin bir dönem camii projesi gündeme getirirken yükselen tepkiler üzerine bu söyleminden vazgeçerek Taksim ve civarını yeniden düzenleme projesini gündeme taşıyarak,1 Mayıs ve benzeri yürüyüşlere yasaklayarak halkın elinden almaya çalışmıştır. Gezi Parkı düzenleme çalışmaları sırasında çevreye olan düşmanlığını bir kez daha ortaya koyarak, bir bütün olarak alanı öldürmeye yönelik fiili adımlar atılmıştır.

      27 Mayıs itibariyle direniş çadırları kurularak Taksim alanının tekrar geri alınması mücadelesi giderek yükselmiş 15 16 gün içerisinde bu mücadele bütün toplumu sararak kitlesel direnişe dönüşmüştür. Yani halk fiilen bu saldırının önüne geçerek şiddetli eylemler dünya kamuoyuna yansımıştır. İktidarın bu halk muhalefeti karşısında hırçınlaşarak“ne diyorsak yapacağız“ söylemiyle beraber tonlarca gaz, su kullanarak direnişin Türkiye’nin 4 bir yanına yayılmasına ve halkın bu direnişi fiilen her yerde sahiplenerek iktidara karşı demokratik bir dalga yükselerek yirmili günlere geldiğimiz bu tarihte direniş sürmektedir. Bu direniş süreci içerisinde 5 mücadeleci insan hayatını kaybetti. 10’un üzerinde insanın yoğun bakım ve ağır tedavi altındadır 1 kişinin bitkisel hayatta olduğu devlet terörünün derecesini ortaya koymaktadır.

Bu süreç içerisinde muhalefet taleplerini hükümete bildirdi. Talepler:

1) Taksim Gezi Parkı olduğu gibi kalsın

2) Halka saldıran ve çevreye zarar veren kamu görevlileri yargı önüne çıkarılsın

3) Hükümet demokratik tepkisini sokağa taşıyan ve gördüğü şiddet sonucu hayatını kaybedenlerden özür dilesin ve yargılansın

4) Hükümet ve bakanlar kurulu sık sık aldığı kararları halka karşı şiddet ve tehdit unsuru olarak kullanmasın

5) Hiçbir gözaltı yapılmasın ve gözaltına alınanlar serbest bırakılsın

6) Türkiye’nin çeşitli doğa tahribatlarına son verilsin

7) Hükümet bütün bu projelerden vazgeçtiğine dair resmi açıklama yapsın

8) 3.Köprüye verilen yavuz selim ismi geri çekilsin

9) Başbakanın topluma karşı kin ve nefret duygusunu besleyen söyleminden vazgeçsin.

10) Yer yer süren şafak operasyonlarına son verilsin.

11) Ortamın giderek demokratikleşmesi için gerekli anayasal düzenlemelerin başlatılsın

12) Bu direniş sürdüğü müddetçe eylemler devam edecektir gemlik de direnişi sahipleniyor mücadele sürdüreceğiz

 

Gemlik’ten bir Partizan okuru

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu