Makaleler

Yenilgiden Zafere Uzun Yürüyüş

Çin Komünist Partisi’nde 1931 yılı Ocak ayında Vang Ming, partinin merkezi yönetim organlarının iktidarını gasp etti.

Kendisini partinin ve halkın üzerinde, imparator gibi gören Ming, sınıf düşmanı olarak öncelikli mücadele edilmesi gereken düşmanlar içerisinde burjuvazinin tümünü ve küçük burjuvazinin üst kesimini de görüyordu. Sol oportünist olarak nitelendirilebilecek Ming çizgisi “Hep mücadele, dostluk yok”  anlayışıyla partiyi adım adım yenilgiye götürdü.

 

Ming çizgisi sonucunda parti kızıl bölgelerdeki kuvvetlerinin yüzde doksanını, beyaz bölgelerdeki kuvvetlerinin de hemen hemen tümünü kaybetti. Sol oportünist Ming çizgisi sonucunda yaklaşık 100 bin kişiye düşen Kızıl Ordu, Ağustos 1934 tarihinde Guomindang çemberi içerisinde kaldı. Ardından Başkan Mao’nun gerilla savaşına ilişkin “Düşman ilerlediğinde biz geri çekiliriz” tezi pratiğe geçirildi. Kızıl Ordu birlikleri Kuzey Şensi’de birleşmek üzere yürüyüşe başladılar. Guomindang ordusunun saldırıları altında ve zor doğa koşullarında12 bin km (Türkiye’nin batıdan doğuya uzunluğu 1.600 km’dir) yol kat edilen, 80 bin kayıp verilen ve tam iki yıl süren (Ekim 1934-36) Uzun Yürüyüş böylece başlamış oldu.

 

“Sebat etmek zafer kazanmak demektir”

Çen Çang Feng “Başkan Mao ile Uzun Yürüyüş Üzerine” isimli kitabında, yüksek ve karla örtülü bir doruğu olan Çiaçin Dağı’nda 1935 Haziran’ında Başkan Mao ile yaşadığı bir anısını şöyle anlatıyor; “Tırmanış bizi tüketmeye başlamıştı. Zar zor yanına vardık, ‘Başkanım!’ dedim, ‘Çok zorlanıyorsunuz, size destek olmamıza izin verseniz iyi olacak.’ Yanında dimdik duruyordum. Ama o kısaca şu cevabı verdi: ‘Hayır, siz de en az benim kadar yorgunsunuz.’ Ve yoluna devam etti. Dağın yarısına kadar tırmandığımızda birden keskin bir rüzgâr esmeye başladı. Dağın tepesinde iri kara bulutlar geziniyordu. Rüzgârın etkisiyle savrulan kar vahşice etrafımızda savruluyordu. Hızla bir kaç adım ilerleyip ceketini çekiştirdim. ‘Kar geliyor, Başkanım, kar geliyor’ diye bağırdım. Başkan yüzünü rüzgârdan yana dönüp ileriye baktı. ‘Evet, birdenbire bastıracak. Hazır olmalıyız.’ Sözlerimiz daha bitmemişti ki, ufak yumurta büyüklüğünde dolu taneleri, ıslık çalarak üzerimize yağmaya başladı. Bu, rüzgârla kükreyen kar ve buz denizine karşı şemsiyelerin hiçbir yararı olmuyordu. Üzerimize bir muşamba gerip Başkan Mao’yla birlikte birbirimize sokulduk. Fırtına, sanki gök kapaklanıp üzerimize yıkılacakmışçasına çevremizde tozu dumana katıyordu. İnsanların şaşkın çığlıklarından, atların kişnemesinden ve kulakları sağır edici şimşek gürültülerinden başka bir şey duyulmuyordu. Derken tepemizden kalın bir ses duyuldu. ‘Yoldaşlar! Sıkı durun! Vazgeçmeyin! Sebat etmek zafer kazanmak demektir!’ Başımı kaldırıp yukarıya baktım. Geçidin tepesinde kızıl bayraklar dalgalanıyordu. Merakla Başkan Mao’ya baktım. ‘Kim oradan bağıran?’ ‘Propaganda bölüğünden yoldaşlar’ diye cevap verdi, ‘Onlardan öğrenmeliyiz. İnatçı bir ruha sahip onlar’ dedi.”

 

uzun yürüyüş“Uzun Yürüyüş, bizim için zafer, düşman için yenilgi”

Kızıl Ordu, yürüyüşe başladığında çok az silahı ve yok denecek kadar erzakı bulunuyordu. Uzun Yürüyüş boyunca Kızıl Ordu, Guomindang ordusu tarafından sürekli saldırıya uğradı, çetin doğa koşullarıyla mücadele etmek zorunda kaldı. Yürüyüş boyunca Kızıl Ordu 18 sıradağ, 28 köprüsüz nehir, onlarca göl ve bataklıktan geçti.

Bu süreç bütün olumsuzluklarla beraber, salt bir askeri hareket olarak ele alınmadı. Geceleri ilerleyen ordu, gündüzleri geçtiği köylerde köylülerin toprak sorununu çözüyor, toprak ağalarını cezalandırıyor, örgütlenme çalışması yürütüyordu.  Öyle ki Kızıl Ordu’nun kendi köylerinden geçmeyen köylüler, Kızıl Ordu’nun yolunu değiştirerek kendi köylerine de uğramasını istiyordu.

Herkes ufukta yenilgi görürken, “imkânsız” denilen, Başkan Mao önderliğinde başarılmıştı. Başkan Mao, Uzun Yürüyüş boyunca en fazla çalışan kişi olmanın yanında Kızıl Ordu savaşçılarıyla aynı yemeği yiyerek, aynı kıyafeti giyinerek, rahatı ve rahatsızlığı paylaşarak onlardan biriydi. Savaşçıların Başkan Mao’ya güveni daha da artmıştı. Cesaretin, fedakârlığın, kararlılığın destanı olan Uzun Yürüyüş’ü Başkan Mao hiçbir zaman kendi başarısı olarak görmedi. Halk kitlelerinin eseri olarak gördü.

Uzun Yürüyüş’le birlikte partide sol-oportünist çizgi yerine Başkan Mao önderliğinde Marksist-Leninist çizgi hakim oldu. Olumsuz koşullarda ortaya çıkmasına karşın, Başkan Mao önderliğinde Kızıl Ordu, Uzun Yürüyüş’ü büyük fedakârlık ve kararlılıkla, olumsuzluğu olumluluğa çevirerek zaferin habercisi haline getirdi. Uzun Yürüyüş’te, parti ve Kızıl Ordu nicelik olarak gerilemiş, güç kaybetmişti ama eskisinden çok daha nitelikli bir parti olmuştu. “İmkânsız” denilenin gerçekleştirildiği Uzun Yürüyüş, ülke halkının Japon emperyalizmin saldırısı karşısında direniş azmini yükseltmişti.

 “Geçtiği on bir eyalette ileride yeşerecek, filizlenip tomurcuklanacak, meyve verecek ve daha sonra da meyveleri toplanacak tohumlar saçmıştır. Tek kelimeyle Uzun Yürüyüş, bizim için zaferle, düşman içinse yenilgiyle sonuçlanmıştır.” (Başkan Mao)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu