Makaleler

Ya Barbarlık Ya Sosyalizm

(Özgür Gelecek Sayı 60)

Her ne kadar burjuva ideologlarca kapitalizmin her şeye kadir olduğu sürekli olarak vurgulansa da söylenenin aksine emperyalist-kapitalist sistem toplumsal sorunların çözümünde başarısız olduğu gibi, bir dizi toplumsal çelişkilerin de kaynağını oluşturuyor. Bunlardan birisini de açlık sorunu oluşturuyor.

Finans sisteminin krizde olmasından kaynaklı birçok “yatırımcı” gözünü gıda ve hammadde pazarına dikmiş bulunuyor. Buralarda yapılan spekülasyonlarla milyonlarca doları cebe indiren emperyalist burjuvazi, bu durumun sonucu olarak da halkları açlığa mahkum etmektedir.

Bu alanda yapılan çeşitli düzenlemelerle birlikte 2004 yılından bu yana gıda ve hammadde piyasaları hisse senedi ve tahviller gibi işlem görmeye başladı. Bu durumla birlikte nasıl ki finansal borsalarda spekülatörler at koşturarak zenginleşiyorsa, bu piyasalara da aynı ya da benzer spekülatörler akın ettiler. Buğday fiyatlarının dünya genelinde son 3-5 haftada fiyatı yüzde 50-60 oranında arttı. Bu fiyat artışının altında da çok uluslu şirketlerin spekülatörlerle vurgun yapması var.

Pahalı tarımsal ürünler, özellikle kendi geçimini sağlayacak tarımsal ürünleri üretemeyen ülkelerin emperyalist sisteme olan bağımlılığını derinleştiren bir faktör oluşturuyor. Buğday fiyatlarının artması örneğin Mısır’ın kendisine yetecek buğdayı üretememesinin sonucu olarak emperyalistlere bağımlılığı her geçen süre zarfında artıyor.

Spekülasyon basit şekilde işliyor. Büyük, tekeller, piyasadaki buğdayı belirli fiyatlar üzerinden doğrudan üreticiden alıyor (eğer üretici tekel değilse). Öyle ki birkaç yıl sonranın ürünleri bile şimdiden belirli fiyatlar üzerinden alınıyor. Depolanan buğday gibi ürünler kıtlık, tarımsal hastalıklar vb. söylemlerle piyasaya sunulmayarak, arzın azaltılması sonucu tarımsal ürünlerin fiyatlarında büyük artışlar meydana geliyor.

Çok somut bir örnek vermek gerekirse; merkezi Londra’da olan hedge fon Armajaro, Londra Uluslararası Vadeli Mali İşlemler Borsası’na büyük miktarda kakao çekirdeği satın aldığını bildirir. Aldığı kakao miktarı 240.100 ton civarındadır. Öyle ki bu rakam dünya genelindeki üretimin yüzde 7’sine denk geliyor. Bunun sonucu olarak gıda piyasalarında kakaonun fiyatı son 33 yılın en yüksek seviyesine ulaşır. Böylelikle Armajaro, elindeki kakaoları bu pahalılaşan fiyatlar üzerinden satarak büyük boyutlarda zenginleşirken, kakao üzerinden üretim yapan tüm gıda maddeleri normalin ötesinde pahalılaşıyor.

Bir yanda depoda bekletilen gıda maddeleri, öte tarafta halkların kitlesel olarak aç kalması bu sistemin genel tablosunu oluşturuyor. Yaşanan bolluk içerisinde açlıktır. Asya ve Afrika ülkeleri halklarının gelirlerinin yüzde 70-80’ini gıda harcamalarına ayırmak zorunda. Buna bir de çok uluslu tekellerin spekülasyonları sonucu artan gıda fiyatlarını eklediğimizde yeterli gıdaya ulaşan halk kitlelerinin sayısında azalma oluşuyor. Sırf bu durumdan kaynaklı son 4 yılda açlık ordusunun saflarına dünya genelinde 150 milyon insan katılmış bulunuyor. Bütün önemli gıda ürünlerinin fiyatı geçtiğimiz 10 yılda 2 katın üzerinde artış göstermiş oldu.

Bu tablonun halklar cephesine düşen çok daha fazla açlık ordusunun saflarına katılmak, hayatını idame ettirecek kadar bir gelirden mahrum olmaktır. Yoksulluk, sefalet, açlık kapitalist emperyalist bir sistemin “doğal” sonucu.

Öyle ki ekonomik krizin merkez üslerinden ABD’de yoksul çocukların sayısı tarihsel bir rekor kırarak 17 milyon, açlık sınırında yaşayanların sayısı da 47 milyona ulaşmış bulunuyor. Her 5 çocuktan birinin gıda yardımı aldığı bir durumdan bahsediyoruz. Gıda yardımı alan bu ABD’li çocukların şanslı olduğundan da bahsedebiliriz. Birçok emperyalist devletlerin yarı-sömürgesindeki çocuklar gıda yardımı alacak şansa da sahip olamayarak, topluca ölümün soluğunu enselerinde hissederek hayatta kalmaya çalışıyorlar.

Bu tablonun son dönemde yaşanan en vahim görüntüsü Somali’de gerçekleşti. Somali’de 2010-2012 yılları arasında gerçekleşen kıtlık sonucu büyük bir çoğunluğu çocuk olmak üzere 260 bin kişi hayatını kaybetti. Hem de büyük tekellerin depoları tarımsal ürünlerle dolu olduğu halde.

Dünya kapitalist-emperyalist sistemden kurtulmadığı sürece de açlık ve sefalet her yanımızı, her geçen zaman diliminde artarak saracak. Halklar ya yok oluşa doğru sürüklenecek ya da ayaklanarak geleceklerini kurtaracak. Sözün özü ya barbarlık içerisinde açlık, sefalet ya sosyalizm. Başka bir yol yok.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu